Adaletli Olan, Kız ve Erkek Çocuklarına Aynı Davranmamaktır

m.ali | Pzt, 18/03/2013 - 14:10 | Makale
3,014

“Kız çocuğunun kendi duygularını, erkek çocuğunun kendi duygularını ön plana çıkaran bir şekilde davranmak, onların daha uygun kişiliklerde büyümelerini sağlayacaktır. Kız ve erkek çocuklarına aynı, tek kalıp gibi davranmak adaletsizliktir. İnsanlar, farklı yönleriyle birbirlerini tamamlarlar. Bu yüzden o farklılıkları törpülemek yerine çocukların gelişimi açısından ortaya çıkarmak daha uygundur.”

Prof. Dr. Sefa Saygılı:

“Adaletli olan, kız ve erkek çocuklarına aynı davranmamaktır.”

Allah (c.c.) kadın ve erkeği yaratırken fiziksel görünüm açısından farklılıklarla yaratmış. Bunun böyle olduğunu biliyoruz zira farklılıkları gözümüzle görebiliyoruz.

Acaba, dış görünümdeki farklılıklar kadın ve erkeğin iç dünyası, duygu dünyası için de geçerli mi? Erkek ve kadına farklı görünüm veren Allah (c.c.) onların duygu dünyalarını da farklı yaratmış mı?

Eğer öyleyse, bu farklılıklar onlarda nasıl bir yaşam tarzı geliştiriyor? Hayatlarına nasıl yansıyor? Duygu dünyaları farklı olan kadın ve erkeğin daha çocukluktan itibaren yetiştirilmede de farklılıkları söz konusu mu?

Bütün bu soruları Prof. Dr. Sefa Saygılı’ya yönelttik. Aldığımız cevaplar şunu net bir şekilde ortaya koydu: Kız ve erkek çocuklarının yetiştirilmesinde, onların duygu dünyalarına göre farklı davranmamak, ileride telafi edilemeyecek sorunlara yol açar…   

- Kadın ve erkeğin fiziki görünümündeki farklılıklar duygu dünyaları için de geçerli mi?

Kadın ve erkek psikolojisi ayrı ayrıdır. Birbirleri arasında farkları vardır. Çelişkiler diyebileceğimiz zıtlıklar aslında onları birbirine daha cazip kılar. İkisi birbirini adeta bu açıdan tamamlar.

Kas gücü olarak erkekler daha üstün, ama kadınların da sinirsel olarak daha dayanıklı ve daha güçlü olduklarını biliyoruz. Kadınlar erkeklere göre daha hassas, daha duygusaldır. Erkekler daha çok muhakemeyle, akıl yoluyla hareket etmeyi tercih eder. Kadınlar daha çok duygularıyla hareket ederler. Erkekler karar almaya, bağımsızlığa, ihtirasa, kritik davranışlara büyük önem gösterirler. Kadın ise daha insancıl ve toplumsaldır.

Kadınların düşünce ve davranışları entelektüel analizlerden daha ziyade hislerinin yani duygularının etkisi altındadır. Erkeklerde psikolojik durum belli bir stabillik, durağanlık arz eder. Yani çok gelgitler olmaz. Ama kadın için çocukluk psikolojisi ayrıdır; ergenlikte, adet görmeye başlayınca çok ayrı bir psikolojiye girerler. Evli kadının psikolojisi ayrıdır, boşanmış kadının psikolojisi ayrıdır, menopoza girdiği zaman psikolojisi ayrıdır. Çocuğu olan kadınla olmayan kadının psikolojisi ayrıdır. Hamilelik psikolojisi ayrıdır.

Kadınlarda böyle gelgitler, zikzaklar vardır ve duygu ve düşünceleri de az çok bunlardan etkilenir. Ama erkeklerde böyle bir durum söz konusu değildir. Kadın heyecanı ile yaşar, erkek ise daha çok muhakemesi ile hareket eder. Kadın daha merhametlidir erkeğe göre.

Ruhsal yapıdan yine kadın erkeğine bağlı ve sadakat sahibidir. Ama erkek kadına karşı sahiplenme duygusu içerisine girer. Sahiplendiği ölçüde daha mutlu olur. Ağlama konusunda da arada farklılık var; kadınlar duygularını ağlama yoluyla daha çabuk gösterebilirler, ama erkekler de ağlama işi daha nadir olur. Yani ağlayarak deşarj olma gibi böyle birçok faktörler var.

- Çocuk terbiyesinde anne-babaların bütün bu farklılıkları göz önüne almaları gerekir mi?

Kesinlikle gerekir. Çocukları bu farklılıklara göre büyütmek lazım ve bu farklılıkları korumak lazım.

- Niçin korumak gerekir?

Bu farklılıkları muhafaza etmek zorundayız. Çünkü toplumların temeli ailedir. Aileler şeklinde yaşıyoruz ve ailenin yerini tutan bir kurum yok.

Bu konuyla ilgili denemeler yapılmış, İsrail’de, komünist demirperde Rusya’sında bir takım ortak yaşama alanları oluşturulmuş. Mesela eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ndeki kolhozlar gibi. Ama bunlarda görülmüş ki çocuklar büyük problemlerle yetişiyorlar, kişilik olarak, cinsel olarak, pek çok şey olarak… Bundan da şunu anlıyoruz; aileler toplumların vazgeçilmez temel müesseseleri.

Aile hayatında da kadın ve erkeklerin birbirine cazip olabilmesi için, arada karşılıklı olarak farklılıkların olması lazım. Bu farklılıklarda kadın erkeğe yaklaştıkça, erkek kadına yaklaştıkça davranış olarak, kıyafet olarak ve diğer yönlerde görülüyor ki ailelerde zayıflamalar oluyor. İnsanların hem aile hayatı kurmaları zorlaşıyor, hem de insanlarda bir takım cinsel sapmalar yaygınlaşıyor ki, günümüzde büyük bir problem budur. Cinsel sapmaların yani eşcinsellik ve diğer cinsel sapmaların yaygınlaşmasının sebeplerinden biri de; kadın ve erkeğin birbirine karakter olarak, bedensel olarak yaklaşmasıdır.

- Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yetmiş yıllık süre sonunda yıkılmasından sonra, o toplum bir daha başarılı olamadı. Bu toplumun başarılı olamamasında bu toptancı yaklaşım, yani kız ve erkeği aynı ve bir görüp aynı başarıyı beklemek, aynı şekilde yetiştirmenin de o toplumun yıkılmasının temellerinde etkileri var mıdır?

Kesinlikle, vardır. Rusya’dan kopan ülkelerin birçoğunu gezdim, benim gördüğüm ve şaşırdığım şeylerden biri de; sabah sokakları süpüren çöpçülerin kadın olması idi. Hâlbuki bizim toplum gibi demokratik toplumlarda, kadının böyle sabah çöpçülük yapması, maden işçiliği yapması, yer altı madenlerine inmesi uygun görünmez. Çünkü o erkeğin fıtratına daha uygudur.

Bu durum Mao Çin’inde de vardı. Kadınlar iyi giyinmeye, süslenmeye meyillidirler. Onları cezaevi mahkûmları gibi aynı kıyafetle sokağa salarsak bir süre sonra ruhsal tramvaya uğrarlar. Bu ruhsal travma bir takım psikiyatrik bozukluklara, en azından mutsuzluğa, huzursuzluğa toplum içerisinde uyumsuzluğa, çevreye ve kendine güvensizliğe yol açar.

Kadın ve erkeğin aralarındaki bu farklılıkları biz yok sayarsak, onları tek bir tip gibi görürsek bunun zararları o toplumadır.

- Çocuk terbiyesine toptancı bir yaklaşımla, tek tip bir yaklaşımla bakmak, yani kız ve erkek ayırt etmeden, onları aynı kalıp içerisinde yetiştirmeye çalışmak, aile içerisinde veya çocuğun ileriki yaşamında olsun nasıl sonuçlara yol açabilir?

Bu, her iki tarafa da bir takım yükler getirir. Onların problemli olmalarına yol açar. Mesela; kız çocuklarının bazı yetenekleri daha belirgindir. Resimde olsun, bir takım duygusal mesleklerde daha belirgindir. Biz bunları köreltirsek olmaz. Erkek çocuklarında mesela matematikte olsun, mimaride olsun bir takım yetenekleri daha belirgindir. Herkesi kendi yeteneklerine ve eğilimli oldukları konulara göre yetiştirmek gerekir. Özellikle ergenlik döneminde kız çocuklarının yükü çok ağırlaşır. Bu onları hassas, kırılgan, çabuk öfkelenebilen biri haline getirir. Biz bu dönemde onlara daha hassas davranmazsak, onları mutsuzluğa itmiş oluruz.

Bugün cinsel eğitim diye bir ders verilmesini savunanlar var. Erkeklerin ve kızların cinsellik açısından da çok büyük farklılıkları var. Biz onları aynı ortamda alır, ikisini bir şeyler aynıymış gibi bir de dersi birlikte anlatırsak, bu sefer bir takım meraklar daha çok kamçılanır. Olmadık zararlara yol açabilir.

- Anne-babalar, kız ve erkek çocuklarını yetiştirirken nelere dikkat etmeliler?

Kız çocuğuna daha hassas davranmak, erkek çocuğuna da dışarıya, ev dışına yönelik bir takım faaliyetlere daha ağırlık vermek gerekir. Kız çocuğunun duygusal gelgitlerine göre onun üzerinde titremek lazım.

Babanın hem kız çocukla hem erkek çocukla ilgilenmesi gerekir, ama erkek çocuk üzerinde mutlaka bir rol olarak, taklit edebileceği, hareketlerini görerek erkekliği öğrenebileceği şekilde ona vakit ayırması, onunla ilgilenmesi şarttır.

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) yeni doğan çocuk kız çocuksa sarı, erkek çocuksa mavi giydirilmesini tavsiye ediyor. Yani ta doğumdan itibaren bu ayrılığı başlatmak gerekiyor. Kız çocuk ve erkek çocuk üzerinde bu şekilde bir büyüme onları kendi cinsiyetleri üzerine büyümelerine yol açar ki, bu çok uygun bir şey olur.

- Bir aile içerisinde kız çocuğuna farklı davranmak, erkek çocuğuna farklı davranmak belki adaletsizlik gibi gözükebilir, ama böyle bir şey söz konusu değil, değil mi hocam?

Değil, kesinlikle. Hatta eşit davranmak burada onlara adaletsizlik olur. Kız çocuğunun kendi cinsiyetini, erkek çocuğunun kendi cinsiyetini ön plana çıkaran bir şekilde onlara davranmak, onları daha uygun kişiliklerde büyümelerini sağlayacaktır. Adaletli olan odur, eşit davranmak değil. Kız ve erkek çocuklarına aynı tek kalıp gibi davranmak adaletsizliktir. İkisinin de üstün olduğu yönler var. Daha geride sandığımız durumlar var. İnsanlar, farklı yönleriyle birbirlerini tamamlarlar. Bu yüzden o farklılıkları törpülemek yerine çocukların gelişimi açısından ortaya çıkarmak daha uygundur.

Bugün kızların başarılı olduğu meslekler var, erkeklerin başarılı olduğu meslekler var. Mesela, bilim alanında yeni bir takım icatlar konusunda hemen hemen hepsi erkek gibi. Kadınların oranı az. Ama bazı dallarda da kadınlar daha yaygındır. Bu yüzden bu aradaki farklılıkları göz önüne almak lazım. Meslek seçimlerinde olsun, eğitimlerinde, öğretimlerinde, büyümelerinde, onlara olan davranışlarımızda bu aradaki farklara saygı göstererek onları büyütmek, yetiştirmek zorundayız.




Yazar :
Kerem Altındağ
Kategori :
Anne Baba ve Çocuklar
Okunma Sayısı
3,014