Aile hayatımız yıkılıyor - Adnan Kalkan - Psikoterapist

necaticetin | Pzt, 11/03/2019 - 13:31 | Makale
Toplumsal Hayat
213
Aile hayatımız yıkılıyor
Adnan Kalkan - Psikoterapist
Aile Bilim Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı
 
 
 
Özellikle kadını evinden yuvasında koparıp sanki büyük ve verimli bir proje uyguluyormuş gibi çocukları annesiz bırakmak ve özellikle kadını çalışan haline getirerek onu ezmek kadına ancak haksızlıktır. 
 
 
 
Bir toplumun çöküşü, ancak aile hayatının zayıflaması ile gerçekleşebilir. Ailenin çöküşü ise devletleri, milletleri çökertir.
 
Yaklaşık 300 yıldır aile hayatımızın çöküşü için mücadele eden şer şebekeleri maalesef  ciddi manada başarıya ulaştı. Ve maalesef aile hayatımız altüst edildi.
 
Medya ile aile ahlakını çökerttiler
 
Medya üzerinden sergilenen filmler, diziler, yarışmalar... sevgili hayatını özendirdi. Milli ve manevi değerlerimizi yerle bir etti. Ve maalesef gerekli müdahaleler ya gecikti, ya hiç gelmedi. Bir an önce RTÜK üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.
 
Feminizm adı altında kadınlar ailelerinden uzaklaştırıldı
 
Şüphesiz bir erkeğin yeri ve önemi ailede neyse, kadının da yeri ve önemi en az o kadar önemlidir. İslam dini kadını canlı canlı gömülmekten alıp cenneti ayaklarının altına sermişken, feminizm kadını erkeğine (kocasına) karşı baş kaldırtmakta ve önü alınamaz psikolojik travmalara sürmektedir. 
 
Evinin hanımı, çocuklarının annesi olan kadını evinden ayırmayın
 
Son zamanlarda Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Sayın Zehra Zümrüt Selçuk Hanımefendi'nin açıklamaları, maalesef ailenin tahrip edilmesi yönündedir. Sanki aile değil de "Kadın Bakanı" imiş gibi yapılan açıklamalar, aileye zarardan başka birşey değildir. Bu gün neslin bu kadar yozlaşmasının en temel sebebi annesiz, babasız bakıcı elinde büyümesi değil midir? Hangi bakıcı anne sevgisini verebilir? Kadını evinden ayırmayın.
 
Kadın istihdamını artırmak değil, ihtiyaç hissedene yönelin
 
Özellikle kadını evinden yuvasında koparıp sanki büyük ve verimli bir proje uyguluyormuş gibi çocukları annesiz bırakmak ve özellikle kadını çalışan haline getirerek onu ezmek kadına ancak haksızlıktır. 
 
Devletin kanunları görünüşte kadını koruyor gibi fakat gerçekte yuvaları dağıtıyor
 
Özellikle kadınlara boşanma sonrası için verilen bazı haklar, yuvaların dağılmasına sebep oluyor. Nede olsa devlet bakıyor diye dağılan yuvaların haddi hesabı yok. Uzun vadeli "nafaka" insan haklarına aykırıdır. Kadın boşanana kadar maalesef kanunlara güveniyor fakat boşandıktan sonra çekmediği sıkıntı kalmıyor.
 
Kadının beyanına göre evden uzaklaştırma yuvaları yıkıyor
 
Bir koca evden uzaklaştırıldıktan sonra o evde asla huzur kalmaz. 2012 yılında devreye giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gereği, sadece İzmir'de 15.000 erkek evden uzaklaştırılma cezası aldı ve bir çoğu eve geri dönmedi. "Beni evimden uzaklaştıran kadınla aynı yuvayı nasıl paylaşırım?" düşüncesi yayıldı. 
 
Kadının beyanı yeterli ifadesi, hangi dinin kanununda var?
 
Hazreti Ömer'i "Adil" yapan temel kriteri iki tarafı dinlemeden hüküm vermemesi idi. Kadın yaratılış itibarıyla erkeğe göre daha duygusaldır. Bilimsel olarak da Beynin Limbik sistemi kadında, erkeğe göre daha karmaşık. Yani kadın daha duygusaldır. Erkek ise daha akılcı ve sistematik. Duygusallığı ile hareket eden kadın sinirine hakim olamayıp kocasını şikayet ediyor, sonra pişman olup şikayetinden vazgeçiyor fakat kocasını hapisten kurtaramayıp kendi eliyle yuvasını yıkıyor.
 
Son olarak evinden uzaklaştırma alan koca Osmaniye'de cinnet geçiriyor ve evladı ile hanımını öldürüyor. Hatay'da uzaklaştırma alan koca hapsi bitince eve dönmeyip hanımını boşuyor.
 
Eğer aile hayatını özendirecek kanunlar ve çalışmalar yapılmazsa, aile hayatımız hızla uçuruma gidiyor. Biran önce gerekli tedbirler alınmalı, aile eğitimleri artırılmalı, STK ve Kamu işbirliği ile aile hayatı desteklenmeli, güçlendirilmelidir. Aksi takdirde toplumsal yıkım meydana gelir.
 
 
KAYNAK: ajanskamu.net  
 
 



Yazar :

Kategori :
Toplumsal Hayat
Okunma Sayısı
213