Alay Etmeden

mskose | Cum, 27/11/2015 - 12:11 | Makale
3,985
 
ANA BABALARIN ebeveynlerinden devraldıkları alışkanlıklardan birisi, çocuklarıyla alay etmeleridir. Büyüklerinden öğrendiklerini çocukları üzerinde uygulamaktadırlar. Halbuki çocuklarla alay ve küçümseme olmaksızın ilişki kurmayı öğrenmemiz mümkündür. Alaylı küçümseme ve dikenli sözler, nefreti ayaklandırır ve karşı hücuma kışkırtır.
 
Ön altı yaşındaki Ahmet şöyle diyor: "Babam, alay etmeye ve küçümsemeye çok yatkm. Dili, kamçı gibi. Sizin bir ayda yaptığınızı, bir anda yıkabilir. Geçen hafta okulumuzun tenis şampiyonu oldum. Kendimi, çok büyük hissettim. Dünyanın doruğuna çıkmıştım. Babama 'Tenis takımının kaptanmı yendim" dedim. Babam ise küçümseyici bir tonla 'Kaptanın biri" dedi. O anda deli gibi oldum. O kadar büyük bir nefret ve öfkeyle dolmuştum ki onun yanmda kalmaktan korktum. 'Babanın biri!' diye bağırdım ve odadan dışarı çıktım."
 
Alay edilme, taciz, hata bulma, önemsememe gibi tavırlar yıkıcı kuvvetlerdir. Çocuklarımız, dışarıda farkmda olmadan zaten sarsılıyorlar. Aile yuvasmda bir darbe de ana babanın vurmasına gerek yok. Çocuklar, kusursuz olmak için yaratılmamışlardır. Onlardan hep mükemmellik bekleyemeyiz. Onlar, bizim canlı oyuncağımız değildir. İstediğimiz zaman oynayacağımız, istediğimiz zaman korkutacağımız,canımız sıkıldıkça alay edeceğimiz oyuncağımız... 
 
Bütün bunları, küçük oldukları için yapmıyor muyuz?
 
G. Jacquin alay konusunda şöyle bir tespit yapıyor: "Çocuk, telkine elverişlidir; bunun için, onunla hiçbir zaman alay etmeyiniz. Çünkü çocuk bu alayı, peşin bir para gibi kabul eder. Böylece çocukta cesaretsizlik, acı ve hatta kin meydana getirmiş olursunuz."



Yazar :
İbrahim ÜNAL
Kategori :
Anne Baba ve Çocuklar
Okunma Sayısı
3,985