Allah ile aldatmak

necaticetin | Per, 04/08/2016 - 14:41 | Makale
Manevi Hayat
2,426
Allah ile aldatmak
Şeyma Gür
 
 
 
Allah “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirinin velisidir. Sizden onları veli edinen, onlardan olur. Allah ise zalimler güruhuna yol göstermez” buyuruyor ve onları dinlerinden dolayı dost edinmeyi yasaklıyor. Oysa bu zat Papaya tazimlerini sunuyor, hizmetinde olduğunu bildiriyor, kendi Müslüman kardeşlerini ona şikayet ediyor. Demek burada bir yanlışlık var.
 
 
“O çok aldatıcı şeytan sizi Allah ile aldatmasın”[1] ne dehşetli bir ikaz!.. Allah ile aldatmak!.. Nasıl olabilir? Anlamaya çalışıyorum. Ve bu ayeti  “Kur’ân’ı okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” [2] ayeti ile birlikte okuyorum.
 
O Kur’ân ki “iman edenler için hidayet ve şifadır.” [3] Böyle iken, onun başına oturmak başlı başına bir tahassun, bir sığınma, belki şeytandan en uzak bir hâl  olmak lâzım iken,  âlemlerin Rabbi Kur’ân okumaya niyetlendiğimizde şeytandan istiâze etmemizi  emrediyor. Demek böyle bir tehlike var. Kur’ân okuyup dururken şeytanın iğfasına maruz kalmak, aldatılmak…
 
Kasır fehmimle tehlikeyi anlamaya çalışıyorum. Bu tehlike;
 
– Âyete murad-ı ilahiden farklı mânâ vermek midir?
 
– Kendi dar fehmine münhasır sanmak mıdır?
 
– Allah’ın ayetlerini dünya menfaatlerini elde etmeye vasıta etmek midir?
 
– Âyeti bağlamından, öncesi ve sonrasından koparıp çarpıtmak mıdır?
 
Muhtemelen hepsi ve daha nicesi..
 
Ayetin şümulü bütün zamanlara olduğuna göre her zamanda “Allah ile aldatan” insî – cinnî şeytanlar çıkmış olmalı. Fakat ikisi var ki şu zamanda ve hepimizin  gözü önünde: IŞİD ve FETÖ.
 
İkisi de etbalarını Allah ile aldatıyorlar. Ağızlarında Allah’ın adı ve âyetleri… Her iki örgütün bağlıları bütün akıl almaz icraatlerini, masum inanları öldürmelerini, hak ve hukuk ihlallerini, vatanlarına ihanet etmeyi, türlü çeşit haramlara girmeyi Allah rızası için yaptıklarını zannediyor olmalılar. (en iyi ihtimal bu) Hatta kendilerini fedakâr serdengeçtiler gibi görüyor olabilirler.
 
Peki bu nasıl mümkün olabilir? Allahın rızasının nerede olduğu meçhul ve muğlak mı ki insanlar böylesine aldatılabiliyor?
 
Hâşâ ve asla!.. Alemlerin Rabbi bizden ne istediğini yeterli açıklıkta bildirmese bizi bundan muaheze etmez idi, adaletine sığmazdı zira. Demek Rabbimiz neden razıdır, neden değildir, aklî melekeleri yerinde olan her insan evladının anlayabileceği açıklıkta bildirilmiştir?
 
Nerede ve nasıl?
 
Kitâbullahta ve Resulullahın sünnetinde.
 
Herkes gittiği yolun yol olup olmadığını bu iki pusulaya bakıp anlayabilir. Peşinden gittiği kimselerin kendisini nereye götürdüğünü ayet ve hadis mihengine vurup değerlendirebilir. Ama tabii öncesinde “İlim öğrenmek her müslümana farzdır.”[4]
 
Kur’ân’ın “Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok anan kimseler için, Allah’ın Elçisinde size güzel bir örnek vardır” [5] diyerek işaret ettiği Resulullah buyurdu:
 
“Size iki şey bırakıyorum: bunlara tutunursanız asla delalete düşmezsiniz. Allah’ın kitabı ve sünnetim. Bu ikisi kıyamette havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.” [6]
 
Şimdi Fethullah Gülen muhibbi safdil (safdil olmayanlar bütün bütün konumuz dışında) şakirdlerin mümessili bir şahs-ı manevi farzediyoruz.  Kur’an ve sünnet ölçülerini elinde tutup şöyle düşünmesi icab etmez miydi?
 
Benim tâbi olduğum bu zat Allah’ın haram kıldığını helal sayıyor, burada bir yanlışlık var.
Allahın açık emri olan tesettür için fürüat diyor.
 
Devleti ele geçirmek adına bazı mevkilere sızmak için mesela içki içmeye, kopya vererek haksız bir şekilde mevki kazanılmasına, amaca giden yolda yalan söylenmesine cevaz verebiliyor.
 
Halbuki hiç kimsenin Allah’ın haram kıldığını helal etme yetkisi olamaz. Hiçbir amaç buna gerekçe olamaz. Müslümanın hile hurda ile devleti ele geçirmek gibi bir gâyesi olamaz.
 
 Kur’ân buyuruyor: “Onlar Allah’dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine rab edindiler.” [7] Ve Peygamber Efendimiz bu ayeti açıklarken, rab edinmeyi; rahiplerin  Allahın haram kıldığına helal, helal kıldığına haram demeleri şeklinde izah etmiş ve onlara ittiba etmenin bir nevi rab saymak olduğunu bildirmiştir. Öyle ise bu zatı rab edinmekten âlemlerin Rabbine sığınırım.
 
Bu zat neredeyse bütün bir milleti haraca bağladı. İnsanlar dine hizmet ettiklerini düşünerek senelerce haraca bağlanmaya rıza gösterdiler. Oysa Kur’an “Kendileri doğru yolda olan ve sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun”[8] buyuruyordu. İyi niyetlerle bile olsa idi böyle bir vergilendirme sistemi doğru olamazdı. (Kaldı ki bu paraların nerelere hangi ihanetler için nasıl kullanıldığı seneler içinde farklı misallerle ortaya çıkmış bulunuyordu. Sadece bir misal: Bugünlerde öğreniyoruz ki himmet adı altında toplanan paralardan 500 bin Türk lirası İngiliz milletvekili Edward Garnier’e Türkiye aleyhine rapor yazması için verilmiş. Diğer himmetlerin nerelerde kullanıldığı başlı başına bir araştırma konusu olmalı.)
 
Allah “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirinin velisidir. Sizden onları veli edinen, onlardan olur. Allah ise zalimler güruhuna yol göstermez” buyuruyor ve onları dinlerinden dolayı dost edinmeyi yasaklıyor. Oysa bu zat Papaya tazimlerini sunuyor, hizmetinde olduğunu bildiriyor, kendi Müslüman kardeşlerini ona şikayet ediyor. Demek burada bir yanlışlık var.
 
Rabbimiz “Allah’a çağıran, güzel işler yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim var?”[9]buyuruyor. “Mü’minler ancak kardeştir” [10] bildiriyor. Oysa bu zat bütün Müslümanlarla arasına mesafe koyuyor. Türkiyede ve dünyadaki bütün Müslüman cemaatlerle kavga ediyor. Kendisini tek doğru Müslümanlığın temsilcisi görüyor. Bu işte bir yanlışlık var.
 
İşte sadece şu dört kriter bile şakirdimizin bu büyük zulüm hareketinin  içinde yer almasını önleyebilmeli ve aklını başına  getirebilmeliydi. Ama bu bazıları için olmadı olamıyor.
 
Olamıyor çünkü Kur’ân ve sünnete yeterince muhatap olamıyorlar. Bize ne diyor, bakamıyorlar. Baktıkları zaman da âyetlere kendi akıllarının hendesesiyle mânâ vermelere kalkıyor, verenlere kanıyorlar. Kur’an’a sünnet ve hadisler ışığında bakmayı ihmal ediyorlar. Hocaları ne derse kayırsız şartsız iman ediyorlar. Kayıtsız şartsız iman güzeldir ama Allah ve Resulüne…
 
Ve kalabalık ve gücün çekimine kapıldılar.  Nice müttaki Müslümanlar, bu baştan ayağa yalan cemaate râm oldu, çünkü orada bir güç vardı. O güçte hak var sandılar. Hakkın gücünden mahrum kaldılar.
 
Oysa yine Kur’ân bize tehlikeyi gösteriyordu: “Yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyacak olursan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zan peşinde gider ve uydurup dururlar.” [11]
 
[1] Lokman 33
 
[2] Nahl:98
 
[3] Fussılet:44
 
[4] İbn Mâce, Mukaddime, 17
 
[5] Ahzab:21
 
[6] Hakim, 1/93
 
[7] Tevbe:31
 
[8] Yasin:21
 
[9] Fussılet:33
 
[10] Hucurat:10
 
[11] En’am: 116
 
KAYNAK: yazarumitsimsek.com



Yazar :

Kategori :
Manevi Hayat
Okunma Sayısı
2,426