Anne Baba Kaygısı Bitmez

mskose | Çrş, 16/12/2015 - 14:09 | Makale
1,856
 
Çocuktan okula başlama yaşında olan anne babalardan bir grupla okul hayatı üzerine yan konferans, yan sohbet bir toplantı için BÜMED (Boğaziçi Üniversitesi Mezunlan Demeği) salonımdaydım. Bildiğiniz gibi ben bir okul, eğitim ya da çocuk terbiyesi uzmanı değilim; tıp fakültesinde öğretim üyeliği de yapan bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanıyım, işim gereği, çocuklann duygusal ya da düşünsel gelişim alanlarındaki aksaklıklann bir yansıması olarak ortaya çıkan davranış değişiklikleri ile uğraştığım için aile-çocuk-okul üçgeni ile epeyce haşir neşirim. Herhalde bu sebepten konunun anlam ve önemine uygun olduğumu düşündüler. Aslında, çocuğumuzu hangi okula verelim sorusunun yanıtını doğru bilecek bir uzmanın var olabileceğine de inanmıyorum. O yüzden bu konuya da burnumu sokmaktan çekinmedim.
 
Çocuk sahibi olmanın endişe ve evham demek olduğunu düşünürüm. Beyin araştırmalanndaki bulgular da bu düşünceyi desteklemekte. Örneğin, bebeklerinin yüzlerini gören annelerin beyinlerinde korku ve kaygı ile ilgili sistemler en yüksek işlerlik düzeyine ulaşıyorlar. Bu düzey yaklaşık iki yıla kadar iyi kötü devam ediyor. Sonra yavaşça azalmaya başlıyor. Biyolojik program böyle... Konuşma sırasında sorulan düşündürücü birçok somdan bir tanesi: Peki, Türkiye’deki annelerin (ve babaların) beyinlerinde bu aktivite daha uzun süreyle yüksek düzeyde kalıyor olabilir mi? Ülkemizin anneleri ve babalarının kaygılarının hiç bilmediğini, devamlı bir “merak etme” ve “senin için endişeleniyoruz" durum da olduklarını hatırlayın Korku bölgesi Amerikalı anne babalarda iki yıl süreyle aşırı çalışmaktaysa bizimkiler de (ve bizlerde) bir devridaim makinasi gibi ve sürgit ve fazla fazla aktif durumdadır herhalde, diye bir cevap verdim. Kanıtlanmayı bekleyecek bir hipotez.
 
Bunun sebebini dinleyicilerle beraber irdeledik.
 
Korku ve kaygı bu ülkede çocuk yetiştirenlerin zihnine neden egemen? En basit cevap: Bu ülkede gelecek güven verici değil. Kendi hayalleri gerçekleşmemiş anne babalar, bir yandan bir sonraki kuşakta bu döngüyü kırabilecekleri umudunu taşıyorlar. Bir yandan da, talihin ve tarihin çocukları için de tekerrür edeceği kaygısı ile hiç olmazsa iyi bir eğitimi nasıl garanti ederiz sorusunun cevabını arıyorlar.
 
Kamunun eğitim ve sağlık hizmetinden hızla çekilmesini izliyoruz. Özel girişime geçişin kaliteyi yükseltmesi umudu ile çoğumuz, meselenin bir kamu-özel sektör çelişkisinden ibaret olduğunu sanıyoruz. Oysa giderek görünen o ki, sağlıkta veya eğitimde, şikâyetçi olageldiğimiz nitelikteki hizmetleri alabilmek için, bir de üstüne para vermekten başka bir değişiklik olmayacak.
 
Varım yoğunu çocuğunun geleceğini güvence altına almaya adayan anne ve babalara bu hayallerini gerçekleştirmek için neler yapılabilir? Çocukların hak ettikleri eğitim ve sağlık olanaklarını geliştirmek mümkün mü?
 
 



Yazar :
Yankı YAZGAN(Prof Dr.)
Kategori :
Anne Baba ve Çocuklar
Okunma Sayısı
1,856