Bazı sorular daha önemli

necaticetin | Per, 18/05/2017 - 08:21 | Makale
Toplumsal Hayat
498
Bazı sorular daha önemli
N. Kağan Çetin 
 
 
 
Hiç, bir kuru ekmeği tadarken gözyaşı dökmedin mi? Sessiz gecelerde uyumadan uzandığın olmadı mı yahut? O halde sen, Allah’ın kudretini bilmiyorsun !
Johann Wolfgang von Goethe
 
 
Bugün ne yesem?
Bugün ne giysem?
Hemen herkes bu iki soruyla güne başlar. Bu, yaşadığımız dönemin bir özelliği olsa gerek. Başka sorular akla gelmez.
Bugün ne yesem, cümlesinden sonra gelen kelimeler bellidir:
Yeme içme mekânları, gurme, gastronomi kelimeleri. Bu alanda marka olmuş isimler.
Bugün ne giysem, cümlesinden sonra ise akla moda gelir elbette. İnsanın üzerine yakışanlar hatırlanmaz bile.
Bu zamanın dayattığı başka sorular da vardır:
Faiz, döviz ve borsada son durum ne?
O politikacı diğerine nasıl bağırmış, ne söylemiş?
Dünya liglerinin efsane takımlarının maçları saat kaçta?
Televizyondaki o üç yarışma programından hangisi şimdi yayında?
Hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz.
Bu sorulardan kimseye fayda yok.
Bu sorular tek boyutlu, benmerkezci.
Bu sorular bunaltıcı, yüzeysel, sıkıcı…
Şimdi hemen “Zevkler ve renkler tartışılmaz.” diyenler olabilir.
Tartışılır arkadaşım tartışılır. Sabahtan akşama, akşamdan sabaha… Üstelik her gün, her saat, 7/24 kendini tekrarlarsan, bu elbette tartışılır.
Bu sorular dışında soru soramayanlara alternatif soru örnekleri gelsin bakalım:
Bugün nereye gitsem?
Hangi kitabı okusam?
Kime hangi iyiliği karşılık beklemeden yapsam?
İlkbahar mevsimini en iyi nerede görebilirim?
Hayatımı sadeleştirmek için neler yapabilirim?
Hangi arkadaşımı ziyaret edebilirim?
Bir dil kursuna gitsem nasıl olur? Hangi dili öğrenebilirim?
Bir enstrüman kullanabilir miyim? Nasıl?
Şehrin en güzel camii acaba hangisi?
Kur’an-ı Kerim öğrensem nasıl olur?
Soruları uzatabiliriz.
Burada mühim olan, alışılmışın dışına çıkmak. Günlük hayata farklı bir açıdan bakmak. Denenmemişi denemek. Sorulmamış soruyu bulmak.
Hep aynı soruları sorduğumuz için üç ekrana mahkûm olduk. Tam da bunun için televizyonlarda 7/24 yayınlanan üç yarışma programını izlemek zorunda kalıyoruz. Hep aynı soruları sorduğumuz için metropollerden çıkamıyoruz. Hep aynı sorular yüzünden evden işe, işten eve gidip geliyoruz.  Aynı soruları bir ömür sorduğumuz için faiz, döviz, borsa, arsa, otomobil, politika, magazin, kakara kikiri, laylaylom, kredi kartı, bonus muhabbetlerine kendimizi mecbur sanıyoruz. Yanılıyoruz.
Başka alternatif sorular önerelim:
Mahallede ihtiyaç sahipleri kimler?
Bugün Allah için ne yapabilirim?
Dün ne yapmıştım?
Tedavi imkânı bulamayan o hastaya nasıl yardım edebilirim?
İş arayan arkadaşıma bir faydam dokunur mu?
Kime nasıl faydalı olurum?
Bilgi ve tecrübelerimi kiminle paylaşsam iyi olur?
Mahalledeki çocukları nasıl sevindirebilirim, oyuncakla mı, çikolatayla mı, kitapla mı?
Bugün kimi arayıp sormalıyım?
Evdeki ihtiyaç fazlası eşyaları kimlere hediye edebilirim?
Bugün evimde kime, kimlere yemek yedirebilirim?
Bir şiirle bitirelim:
 
Kim bilir?
 
Güneşle beraber söndüğüm akşam,
Ağlayacak hangi rüzgâr, kim bilir?
Mermer bir heykele döndüğüm akşam,
Baş ucumda kimler yanar, kim bilir?
 
Her yanında yanık bülbüller öten
Bahçelerden bir gün sessiz geçerken
Tabutumu yeşil dallar içinden
Seyredecek hangi bahar, kim bilir?
 
‘Nerde bizi candan seven o yolcu? ‘
‘Niçin türküleri aksetmez oldu? ‘
Diyerek ruhuma çam kokusunu
Yollayacak hangi dağlar, kim bilir?
 
O yıl güllerimi kimler derecek?
Bağımda üzümler nasıl erecek?
Bana en son yudum suyu verecek
Hangi pınar, hangi pınar, kim bilir?
 
Ömer Bedrettin Uşaklı



Yazar :

Kategori :
Toplumsal Hayat
Okunma Sayısı
498