Bedenimiz Bizden Daha Akıllıdır

mskose | Çrş, 22/04/2015 - 13:29 | Makale
2,292
Tansiyon aletini gördüğünde tansiyonu 24'e çıkan insanları çoğumuz biliriz. Bu durum otonom sınır sistem bozmamız sonucu ortaya çıkar. Otonom sinir sistemimizi bizim için gerekli olan bedensel fonksiyonları etkilemeye çalışmanın ölümcül sonuçları olabilir beyin, nefesimizi çok fazla tutmamızı veya kalbimizi durdurmamızı önlemeye programlanmıştır. Otonom sınır sistemi görevlerinin çoğunu hormonlar denen kimyasal ileticilerle ilişki içinde gerçekleştirir.
 
Bu beyne organizmayı denetlemenin iki yolunu verir: Sinir sistemi aracılığıyla elektriksel sinyaller ve hormonlar yoluyla kimyasal sinyaller gönderir. Beynin kendisi de hipofizde hormonlar yaratabilir ve bu hormonları kan akışına salgılar. Bu, sinirler yoluyla tur atmak yerine organlarla doğrudan temasa geçmesini sağladığından, çok pratik bir olaydır. Kimyasal ileticiler, beynin bedende bulunan ve hayatta kalmak için gerekli olan maddelerin seviyesini kontrol etmesine ve gerektiğinde araya girmesine yardım ederler. Bu yolla otonom sinir sistemi ve hormonlar beraberce organiz-mayı ortalama faaliyet düzeninde tutarlar.
 
Bu otomatik hayatta kalma programının başka bir avantajı daha vardır: Basit bedensel hareketlere çok fazla dikkat harcamamızı önler. Örneğin, kendimizi bir gece önceki alkolü çözmek için karaciğerimizin yeterince enzim üretip üretmediği gibi sorularla meşgul etseydik, çok nadir olarak kafamız başka şeyler için boş kalırdı.
Ancak ciddi bir şekilde dengesi bozulduğunda, sistemin farkına varırız. Sonra bedensel reaksiyonumuz bizi harekete geçmeye zorlar. Kan şekeri seviyemiz çok düşerse, açlık çekeriz. Alkolü kanımızdan yeterince çabuk atamazsak, başımız ağrır.
 
Bir dahaki sefer için uyarı.Organizmamızın kontrolü sanki bir bilgisayarın kullanıcı arabirimi gibi çalışır. Her ikisi de sistemin içindeki karmaşık süreçlerin etrafına, yanına yaklaşmamızı engelleyen koruyucu kabuk yerleştirir. Kullanıcının gördüğü tek teknik bilgi, program kendine yardım edemediği zaman oluşan hata mesajıdır. Bu mesajı takiben bazı hoş olmayan duygular oluşur.
 
Bu sebepten, duyguların kendileri -sadece bedeni yöneten süreçler değil- iradenin doğrudan etkisinden korunur. Onları sadece kendimize iyi davranarak dolaylı bir şekilde kontrol edebiliriz; çevremizi veya düşüncelerimizi değiştirerek veya hoş durumları hatırlayarak. Fakat ormanda koca bir ayı aniden üzerimize doğru gelirse, korkup korkmayacağımızı seçemeyiz. Yansıtamadan önce korkmuşuzdur. Kalp atışı hızlanmaya başlar, nefesimiz yüzeyselleşir: Beden koşmaya hazırlanır.
 
Kişi bilinçli bir karar verene kadar, saniyeler içinde agresjf bir hayvan kurbanını paralayabilir. Böylelikle beden biz daha korkuyu hissetmeye başlamadan, tehdide reaksiyon verir.
 
Yine bu şekilde, bizim için faydalı olabilecek bir şeyi fark eder etmez keyifleniriz. Bunlar küçük mutluluk anlarıdır: Açsak ve önümüzdeki fırından güzel kokular geliyorsa, ağzımız sulanır. Bir arkadaşınız size doğru yürüyorsa, yüzünüzde “hoş geldin” gülümsemesi belirir ve aynı anda neşe deneyimlersiniz. Bedenlerimizin istemsiz reaksiyonlarını algıladığımızda, duyguları deneyimleriz. Bütün bunları beynimiz kimyasal mesajları kana boca ederek organlar üzerinde kontrol sağlar. Bedenimize gölge etmesek o daha iyi çalışır diyebiliriz.



Yazar :
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Kategori :
Aile ve Sosyal Hayat
Okunma Sayısı
2,292

Makaleler Yorum ve İçerikler

Dikkat: Lütfen sorularınızı Buraya Tıklayarak sorunuz. Yorum alanındaki sorular dikkate alınmamaktadır

Yorum bulunamadı! Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!