Değerler Psikolojisi ve İnsan - Prof. Dr. Nevzat Tarhan / I. Bölüm / Değerler

necaticetin | Pzt, 12/12/2016 - 17:16 | Makale
Psikolojik Hayat
2,075
Değerler Psikolojisi ve İnsan - Nevzat Tarhan 
 
I. Bölüm - Değerler
...................................
 
Siyasette Eşitlik
 
Resmi ideolojiyi savunanlarda şöyle bir bakış hakimdir: Halka güvenmezler, seçimlere inanmazlar, kendi oylarını başkalarının oylarından üstün görür ve cumhuriyetin sahibi rolünü oynarlar. Buradan yola çıkarak şöyle bir soru sorabiliriz:
Sığ modernlerin oyları ile eğitimsiz insanların oyları neden eşittir?
Birinci cevap, siyasal bakıştır. Fransız Ihtilali’nden beri dünyada rejim tartışmaları olmaktadır. Batı ülkeleri demok­rasi kavramını ehven-i şer gibi görmüşlerdir. Churchill’in bir sözü bu durumu açıkça ortaya koyar; “En iyi ikinci sistem demokrasidir, birinciyi bilmiyorum.”
Yani demokrasinin alternatifi diktatörlüktür ve demokrasi en iyi diktatörlükten bile iyidir görüşü ile profesörün oyu ile çobanın oyunu eşit görmek çaresizliğini kabul etmişlerdir.
İkincisi, psikolojik bakıştır. Her insan orijinaldir, “unique”dir, benzeri yoktur. Bu nedenle en sefil gözüken insanı bile küçük görmemek gerekir.
Üçüncüsü, etik bakıştır. Hangi insanın değerli ya da önem­siz olduğu hayatının sonunda anlaşılır. Geleceği göremediği­mize göre kimseye önyargılı olmamalıyız.
 
Eşitlikten Ne Anlıyoruz?
 
Eğer eşitlik insan olmakta ise herkes eşittir.
Eğer eşitlik hukuk önünde eşitlikse herkes eşittir.
Eğer eşitlik biyolojik özellikle ilgiliyse herkes aynı inorganik maddelerden yaratılmıştır. Ölümlüdür ve eşittir.
Eğer eşitlik fiziksel güzellikle ilgiliyse kimse eşit değildir.
Eğer eşitlik parasal birikimle ilgiliyse kimse eşit değildir.
Eğer eşitlik zekâ düzeyi ile ilgiliyse kimse eşit değildir.
Eğer eşitlik şeref ve fazilette ise kimse eşit değildir.
Eğer eşitlik toplumun onu sevmesinde ise kimse eşit de­ğildir.
Eğer eşitlik topluma faydalı olmakta ise kimse eşit değildir.
Eğer eşitlik vatanseverlikte ise kimse eşit değildir.
Eğer eşitlik görevini tam yapmakta ise kimse eşit değildir.
Eğer eşitlik ruh zenginliğinde ise kimse eşit değildir.
Bütün bu değerleri puanlayıp terazinin kefelerine koydu­ğumuz zaman bazen bir çoban, profesörden veya mankenden üstün olabilir.
Demokraside büyük çoğunluk eğitimli azınlıktan önce gelir, son sözü söyler ve toplumsal barış oluşur. Tabii uygu­larsanız.
 
Siyasal Sistemlerde Paternalizm
 
Varoluş için özgüvene sahip olamayan, bağımlılık duyguları yüksek, paternalist’ yani babacı, babayı ve atayı kutsallaştıran anlayışlar kendi çözüm ve modernizmini oluşturamadığı için iç huzuru sağlayamazlar. Batı dünyası, kendi modernizmini geliştirirken varoluş anksiyetesini yöneterek çağdaşlık stan­dartlarını oluşturmuştur. İngiltere, Hollanda gibi kuzey de­mokrasileri monarşiyi minimalize etmiş fakat yok etmeyerek sağlıklı bir geçiş sağlamışlardır. Fransızlar, baba kompleksi içinde çatışmalı jakoben, giyotinli değişimler yaşamış; iç hu­zurun temini için ikinci, üçüncü cumhuriyetler geliştirmeye çalışarak modernleşme yolunda ilerlemişlerdir. Türkiye’de resmi ideoloji ‘paternalist’tir.
“Kurtar bizi baba” gibi paternalist yaklaşımlar özeleştiri yaptırmaz ve gelişmeyi engeller; bu tür toplumların yazı­lı olmayan kuralları, inançları ve kutsalları vardır. Bu nedenle travmayı çözmekte zorlanırlar. Politik psikoloji ça­lışmaları ile tanıdığımız Prof. Dr. Vamık Volkan ‘Türkiye OsmanlInın ve Atatürk’ün yasını tutmayı başaramamıştır derken haklıydı.‘T. C.’ Osmanlı sonrası baba kompleksi ile hareket ederek modernizmi; iç barışı bozacak şekilde yönet­miştir. 1950 sonrasında ise çok partili cumhuriyete geçer­ken; paternalizm yani babacılık ile hareket ederek, tek parti dönemindeki değerleri mumyalaştırarak ve kutsallaştırarak değişime direnmektedir.
 
Değerlerin Hayat Tarzına ve Davranışa Yansıması
 
İnsanların, varlık ve imkânlarını gösterişe dönüştürme­meleri büyük bir erdemdir. Ancak modernizm, zevahiri iç derinlikten daha kutsal bir noktada tutarak, herkesi sahip olduğu olanakları zorlamaya teşvik etmektedir. Borçlanarak mal sahibi olma, yüzeysel bilgilerle âlim sınıfına girme, mev­cutla yetinmeyerek hep daha fazlasını isteme durumları, bu hayat tarzının en bariz örnekleridir.
 
Modernizmin dayattığı bu yaşama ve davranış biçimi, ruhların olgunlaşmasına mani olmaktadır. Değerleri yıpratıp onların gelişimini engelleyen bir hayat tarzı, toplumların manevi çöküşlerine zemin hazırlar.
 
KAYNAK: Değerler Psikolojisi ve İnsan - Nevzat Tarhan kitabından alıntı



Yazar :

Kategori :
Psikolojik Hayat
Okunma Sayısı
2,075

Makaleler Yorum ve İçerikler