Değerler Psikolojisi ve İnsan - Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Üçüncü Bölüm - Dürüstlük ve Şeffaflık

necaticetin | Sal, 03/01/2017 - 15:33 | Makale
Psikolojik Hayat
732
Değerler Psikolojisi ve İnsan - Nevzat Tarhan  
 
Üçüncü Bölüm - Dürüstlük ve Şeffaflık
........................................................................
 
DÜRÜSTLÜK VE ŞEFFAFLIK
 
“Hiç kimsenin doğru yolu izlemekle, yolunu şaşırıp kaybol­duğunu görmedim.” Bu söz eğitimcilerin çocuğa dürüstlüğü anlatırken söyledikleri bir sözdür. Doğru yolu izlerken neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirleyen rehberler vardır. Bu rehberler; biyolojik eğilimler, kişinin vicdanı ve toplumun çizdiği sınırlardır.
 
Adalet bölümünde de vurguladığımız gibi, adalet ve dü­rüstlük birbirini tamamlayan değerlerdir. Çocuklar üzerinde yapılan deneyler, adil paylaşım eğiliminin doğuştan geldiğini doğrular niteliktedir. Freud’un çok doğru tanımladığı vicdan kavramı, toplumun, egomuzun bir bölümünü geliştirmesi ile ilgilidir. Hangi normların ahlaki olduğunu, toplumun kültürel standartları belirler.
 
Ahlaki vicdanın oluşması suçluluk ve pişmanlık duyguları ile yakından ilgilidir. Dürüst bir davranışın arkasında ahlaki vicdan her zaman olmayabilir. Ahlaki vicdanı olmayan dürüst davranış, satın alınabilen bir vicdanın göstergesidir. 100 lira rüşveti reddeden ama 100 bin lira rüşvet karşılığında direnemeyen memur bu tipe uyar.
 
İnsanoğlu hatalı bir davranışı haklı ve mazur göstererek bahaneler bulmaya her zaman hazırdır. Küçük bir hata başka bir hatayı davet eder. Bunun için, dürüstlüğün taviz vermeye tahammülü yoktur. İlkelerden taviz vermek, onların zamanla
 
yok olmasına sebep olur. Tekrarlar alışkanlığa dönüşür ve doğal kabul edilmeye başlanır. Rüşvet almayan kişiye “Namussuz herif, verdiğim parayı almadı” denildiğini duymuşsunuzdur. Herkeste olması gereken bir değer olan dürüstlüğün günümüz­de “meziyet” haline gelmiş olması düşündürücü değil midir?
 
Gerçek Dürüstler, Dürüst Görünenler ve Durum Dürüstleri
 
Gerçek dürüstler, çıkarlarına ters olsa da sözlerinde durur­lar. İnanmadıkları şeyi yapmazlar. Her türlü etki karşısında sonuna kadar direnirler. Niyetleri, düşündükleri, söyledikleri ve yaptıkları hep uyum içindedir.
 
Dürüst görünenler, başkalarını aldatmak için maksadı bir şekilde doğru davranış sergilerler. Bu tip insanları günlük yaşamda hemen fark edemeyiz ama herhangi bir hatalarında suçluluk, pişmanlık duymamaları sebebiyle kolayca tanınabi­lirler. Yahut alışmadıkları ve beklemedikleri bir durum karşı­sında kolayca çözülmeleri nedeniyle diğer insanlardan rahatça ayırt edilebilirler. İnsanlarda kolayca güven uyandırarak onları aldattıkları için bu kişiler uzun süreli ilişkilerde kendilerini ele verirler. Sık sık dürüstlük mesajları veren kişilere bu nedenle dikkat etmek gerekir. Çünkü böyle insanların iç dünyalarında ayartıcılık, baştan çıkarıcılık ve ikiyüzlülük önemli rol oyna­yabilir. Baskıcı ortamlarda bu tip dürüstlük daha yaygındır.
 
Durumsal dürüstler ise içinde bulundukları ortam başka türlüsüne imkân vermediği için dürüst davranırlar. Yaşadıkları yerde ödül ve ceza mekanizması iyi yapılandırılmıştır. Şartlara göre ahlaklı davranışlar sergilerken, şartlar elverdiği takdirde dürüstlüğü hiçe sayan davranışlarda bulunabilirler.
 
Doğruyu Söylemek, Dürüstlükten Farklıdır
 
Sevdiğin bir insana toplum içinde nefesin kokuyor, dişlerin kirli demek gerçeği söylemektir ama doğru değildir. Böyle
durumlarda niyet ve nezaket etkenlerini sorgulamak gerekir. Eğer karşınızdaki kişiyi üzecek bir gerçeği dile getirecekseniz, bu davranışınız dürüstlükten öte art niyetlilik olarak adlan­dırılır. Kişinin söylediği doğru olsa da söyleme şeklinin de dürüst olması gerekir.
 
Yalan, Yanlıştan Farklıdır
 
Bu konuyu bir örnekle açıklayalım: Hava raporunu sunan raportörün söylediklerinin ertesi gün çıkmaması çocuklar tarafından yalan olarak algılanabilir. Ancak yalan, kişinin bilerek ve isteyerek, bir çıkar veya kendini savunmak uğruna doğruları değiştirmesi veya gizlemesidir. Bu durumda rapor­törün söylediklerinin doğru çıkmaması, yalan değil yanlış olarak ifade edilebilir.
 
Bilgi Saklamak Dürüstlüğe Engel midir?
 
Dürüst insan her zaman doğru bilgi vermelidir; ancak her bilgi her yerde söylenmez. Kimi durumlarda incitici gerçekleri söylemek yerine söylememek daha uygun bir davranış olabilir. Bir kadına, eşinin onu aldattığını söyleyerek onun kocasıyla olan ilişkisini bozmak, söylenen doğru olsa da yanlış bir ha­rekettir. Burada kişilerin iç dürüstlüğü, yani ahlaki vicdanı belirleyici rol oynar.
 
Bazı durumlarda ise bilgi saklamak yalancılıkla eşdeğer bir eylem haline gelebilir. Örneğin, şirket yönetiminde önlem alınabilecek bir tehlikeye dair bilgiyi kötü niyetle söylememek, yalancılık kadar kötü bir davranıştır.
 
Toplumun, genlerimizin ve ilahi öğretinin içimizdeki tem­silcisi vicdandır. Freud bunu “üstben” olarak tanımlamıştır. Ustben, sorgulayıcı ve denetleyicidir. Kişiyi eğitir; fazla sık­tığında kişinin depresyona girmesine sebep olurken gevşek olduğunda onu antisosyal, acımasız ve utanmaz yapar.
 
KAYNAK: Değerler Psikolojisi ve İnsan - Nevzat Tarhan kitabından alıntı



Yazar :

Kategori :
Psikolojik Hayat
Okunma Sayısı
732

Makaleler Yorum ve İçerikler

Dikkat: Lütfen sorularınızı Buraya Tıklayarak sorunuz. Yorum alanındaki sorular dikkate alınmamaktadır

Yorum bulunamadı! Bu içeriğe henüz hiç yorum yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!