Hayret makamı

necaticetin | Sal, 07/11/2017 - 10:37 | Makale
Manevi Hayat
132
Hayret makamı
Necati Kağan Çetin
 
 
 
“Yıldızlar her gece değil, bin yılda bir gece görünüyor olsalardı, insanlar nasıl da hayret ve hayranlıkla bakacaklardı!”
Ralph Waldo Emerson
 
 
 
21. yüzyılda en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey bu olsa gerek: Hayret ve hayranlıkla bakabilmek. İnsana, tabiata, kâinata, hayata…
Önce insan:
Biyolojik yapısıyla, aklıyla, duygularıyla, kabiliyetleriyle insan, bir sanat şaheseri.
İnsan, anlar, öğrenir, öğretir, özler, sever, sevilir…
Besteler, yazar, çizer, görür, gösterir insan.
Gülnihal isimli beste, dinleyende hayret ve hayranlık uyandırmaz mı?
Sonra tabiat…
Dağlar, denizler, bitkiler…
Her birisi tek tek incelendiğinde, nakış nakış işlendiği görülür.
Tabiat kitabının büyük bir bilgi ve sanatla yazıldığı âşikârdır.
Şehirden uzaklaştıkça, dağlara, deniz kıyılarına ve ormanlara gittikçe, hayret ve hayranlığımız artar.
Acaba tabiat kitabını böylesine muazzam bir bilgi ve sanatla yazan kim?
Ve mübarek Ramazan.
İlk gününden itibaren insanı, hayatı ve dünyayı baştan sona değiştiren Ramazan.
Ramazan’da sesler, renkler, çizgiler değişir.
Motifler, nakışlar, dekorlar farklılaşır.
Işıklar, gölgeler yenilenir.
Sahne yeniden kurulur.
Oysa dünya aynı dünyadır.
Ama bir şeyler baştan sona değişmiştir.
Bu mübarek ayda hayata eklenen sahur ve iftar bize, hayret ve hayranlıkla bakmayı öğretir.
Suya, ekmeğe, yemeğe, meyveye hayret ve hayranlıkla bakarız.
Sabahı, öğleyi, ikindiyi, akşamı ve yatsıyı hayret ve hayranlıkla selamlarız.
Sahuru ve iftarı heyecanla…
Her nimet anlamlıdır, her nimet önemlidir.
Sonra hayat…
Minicik karıncanın yürümesi, hayret ve hayranlıkla izlenmesi gereken bir mucizedir.
Avuç içine sığan serçenin ötmesi ve uçması da mucize…
Oysa karınca da serçe de elementlerle yapılmıştır.
Karbon, azot, hidrojen, oksijen…
Bütün elementleri karıncada, serçede birer sanat şaheserine dönüştüren kudret kim olabilir?
O kudrete hayret ve hayranlık duyulmaz mı?
Hayatın akışı…
Gündüzler gecelere, geceler gündüzlere dönüşür durur.
Mevsimler birbirini izler.
Her gün dünyada yaşamaya devam eden trilyonlarca canlının ihtiyaçları karşılanır.
Trilyonlarca canlı her gün nefes alır, beslenir.
Trilyonlarca canlıyı her gün görüp gözetene hayret ve hayranlık duyulmaz mı?
Hayret ve hayranlık duymakta bebekler zirvededir.
Bebekler her şeye hayret ve hayranlıkla bakarlar.
Bir bardak suya, bir zeytin tanesine, bir yumurtaya…
Kuşa, karıncaya, yaprağa, çiçeğe hayret eder bebekler.
Hayranlık duyarlar.
Hayret ve hayranlık dolu bakışlar, insana en çok yakışandır.
Rabbimizin, Fahr-i Kâinat Efendimiz’e (asm) hitabına bir bakalım:
Sen hayrete düştün, onlar ise eğleniyorlar. (Sâffât, 37:12.)
Evet, Efendimiz’in (asm) ahlakı, ibadetleri zirvede.
Ama hayreti de zirvede.
Allah hayretimizi artırsın.
 
KAYNAK: kulturdunyasi.com



Yazar :

Kategori :
Manevi Hayat
Okunma Sayısı
132