Huzurlu Bir Aile İçin Kayınvalide Gelin İlişkileri Nasıl Olmalı?

m.ali | Pzt, 18/03/2013 - 17:30
8,331

Kayınvalide-gelin ilişkileri iki kişiyi değil, toplumu ilgilendirir

Kayınvalide-gelin ilişkisi sadece iki kişiyle ilgili görünüyor olsa bile, aslında gerek erkeği ve gerekse çocukları ilgilendirmesi açısından da ele alınmalıdır. Hatta bu ilişkinin kimi zaman geniş aile içinde diğer üyeleri etkilediği görülür. Ayrıca kişilerin topluma model olma gibi sorumlukları vardır. Bu nedenle hassas olunmalı ve olumsuzlukların çevrelerini etkileyebileceği unutulmamalıdır.

İki kadın ve ortak paydaları çok değer verdikleri, önemsedikleri bir erkek. Kimdir bu iki kadın; biri ileri yetişkinlik döneminde bulunan kayınvalide, diğeri çoğu zaman ilk veya orta yetişkinlik döneminde olan gelin...

Yazının başlığında özellikle “gelin-kayınvalide çatışmaları” demek istemedim. Çünkü yaşanan problemlerin bir nedeninin de toplum tarafından oluşan çatışma kabulünün olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle gelin ve kayınvalide ilişkilerini çatışma boyutundan çıkartıp daha geniş bir biçimde ele almakta yarar var.

Evet, yukarıda da belirttiğim gibi hem kayınvalidenin hem de gelinin ortak paydası, aynı zamanda kendilerini çoğu zaman paylaşmak zorunda hissettikleri bir erkek var. Ve bu erkek biri için yıllarını, onu büyütmek ve yetiştirmek için geçirdiği, şefkatiyle sarmaladığı ve kendisiyle ilgili hayaller kurduğu oğlu; diğeri için hayatını birleştirdiği, geleceğini, hayallerini, planlarını paylaşacağı, kendisine refik olarak belirlediği eşi… Yani bu ortak payda her iki hanım için de çok önemli. Tabii ortak paydanın çocukların doğumu ile büyüdüğü görülür. Artık gelin için çocuklar, kayınvalide için de torunlar bu paydanın artmış üyelerini teşkil eder.

Bu noktadan hareketle diyebiliriz ki kayınvalide-gelin ilişkisi sadece iki kişi ile ilgili görünüyor olsa bile, aslında gerek erkeği ve gerekse çocukları ilgilendirmesi açısından da ele alınmalıdır. Hatta bu ilişkinin kimi zaman geniş aile içinde diğer üyeleri de (mesela gelinin ailesi ve yakın diğer akrabaları) etkilediği görülür.

Sadece iki kişiyi mi etkiler?

“Bu benim hayatım, kimseyi ilgilendirmez.” “Bu benim kararım, hiç kimseye hesap vermek zorunda değilim.” türündeki bazı cümleleri çok duymuşsunuzdur. Bu ifadeler kimi zaman kişiye ait çok özel durumlar için geçerli olsalar bile, toplumu da ilgilendiren birçok konu için bir sorumsuzluk ifadesidir.

Kayınvalide-gelin ilişkilerinin bu yönüyle iki ayağı vardır. Biri kişiye özel durumları ifade eden kısım; diğeri topluma mal olan, toplumu ilgilendiren kısımdır. Şöyle ki; yaşanan ilişkilerin çatışmaya dönüşmesi durumunda başta arada kalan erkek, varsa ailedeki çocuklar ve yakın çevre bu ilişkiden olumsuz etkilenir. Mesela çocuklar hem hâlihazır yaşantılarında akrabalarıyla ilişki kurmada sıkıntı yaşarlar hem de ileride kendi kuracakları aile hayatına annelerinin ve babaannelerinin yaşamış olduğu çatışmayı yansıtırlar.

Bir düşünelim lütfen, çocuk dünyayı henüz yeni tanıyor ve çok sevdiği insanlar var: annesi ve babaannesi. Bu çok sevdiği insanların bile geçinemediklerini gören çocuk, toplumda birçok insanla çatışma yaşayacağına dair duygulara kapılabilir, bu da onun sosyalleşmesindeki bir engeldir. Ayrıca bu çocuk büyüdüğünde bir aile kuracak ve gözlemlemiş olduğu olumsuz yaşantı durumlarını kendi ailesine ve belki kayınvalidesi olacak bireye yansıtacaktır. Tabii bu kısır döngü şeklinde kuşaktan kuşağa yansıyacaktır. Bu açıdan değerlendirildiğinde bir kadının (kayınvalide ya da gelin) ilişkiyi düzeltme çabasının olmayışının topluma nasıl mal olduğu görülebilir.

Bununla birlikte çevresinde gelin ve kaynana arasındaki çatışmalara şahit olup evliliğe negatif bakan insanların sayısı hiç de az değildir. Ayrıca çatışmalı ilişkilere şahit olup evliliğe adım atan bireylerin ön yargılı bakış açılarıyla yuvalarını kurmaları bir başka ailede de benzer problemlerin olma ihtimalini doğurur.

Tabii bütün bu durumlar dışında kayınvalide-gelin çatışmalarında direkt etkilenen gelinin, kayınvalidenin ve aradaki erkeğin yaşamlarındaki verimlerinin düşeceği, rolleriyle ilgili sorumluluklarının yeterince yerine getiremeyecekleri söylenebilir. Çünkü yaşanılan her olumsuzluk, kişinin yaşam enerjisini azaltacaktır.

Niçin çatışma çıkar?

İki kişi arasındaki ilişki niçin bir çatışmaya dönüşür? Bunun bir değil birkaç sebebi olabilir.

1. İlişkinin bir güç savaşına dönüşmesi: Aslında aradaki çatışma bir nevi güç çatışmasıdır. Yani gelin rolündeki hanımın da, kayınvalide rolündeki hanımın da önemsedikleri aynı erkek için daha önemli ve öncelikli olduklarını ispatlamak istemeleri. Bir nevi egonun tatmini olarak da görülebilir. Bu anlayışlara bağlı olarak oluşan kıskançlıklar, kişileri ve aradaki erkeği ve aynı zamanda ilişkileri çok yıpratır.

2. Yanlış inanışlar: Kişiler yaşadıkları birtakım yanlış inanışlarından dolayı birbirlerine negatif duygular beslerler. Bazen birtakım olumsuz düşünceler üretir ve doğruluğunu tam olarak araştırmaksızın, bu düşünceler ışığında yanlış davranışlar geliştirirler.

Peki, yanlış inanışlar nelerdir:

Kayınvalideler için; “Bu çocuk benim, gelin beni oğlumdan ayıracak”, “Bu gelin oğlumu üzecek” , “Oğlumun sevdiği yemekleri ben bilirim ve yaparım, gelin ne anlar” , “Ne de olsa el kızı”, “Gelin aldım, öyleyse benim tüm hizmetimi görecek” türündeki yanlış inanışlar, gelinini kızı gibi görmesini, onu benimsemesini engelleyecek, olumsuz tutumlara girmesine neden olacaktır.

Gelin için;Oğlunu benden kıskanıyor, o yüzden tek derdi bizi ayırmak” “Amacı hatalarımı gösterip eşimi benden soğutmak”, “Her fırsatta beni oğluna şikâyet ediyor”, “Beni hizmet etmem için almış”, “Bana büyü yaptırmış, çocuklarımı bana karşı dolduruyor”, “Bize yemek yapmasının nedeni, benden daha güzel yemek yaptığını oğluna ispat etmek.” gibi bazı yanlış ve olumsuz düşünceler, kayınvalidesine anne gibi sıcaklıkla yaklaşmasını engeller.

Erkek için, “Ne halleri varsa görsünler”, “Önce gelin olmayı becer, ondan sonra seni eş olarak kabul ederim”, “Annemi mutlu edemezsen beni hiç edemezsin.” türünden takıntılı veya umursamaz yaklaşımlar, çatışmanın daha da alevlenmesine neden olacaktır.

3. Çevresel faktörler: Kimi zaman gözlemlenen hatalı ilişki modelleri veya kimi zaman yakın çevrenin yönlendirici ifadeleri kişilerde ön yargılara ve dolayısıyla daha tanımadan yanlış düşünce ve davranışlara neden olur. Mesela, daha evlenmeden kendisine söylenen “Kaynanana kendini ezdirme, fazla hizmet edip sakın hizmete alıştırma, kaynana milleti gelinini kıskanır.” nevinden yanlış yönlendirmeler gelin adayını etkileyeceği gibi; “Oğlunu kaptırma, gelini çok şımartarak tepene çıkarma.“ türünden yanlış yönlendirmeler de kayınvalideyi olumsuz davranmaya itebilir.

4. İletişim hataları: Kayınvalide ve gelin arasında, evliliğin başından itibaren yaşanan sıkıntıların hiç dile gelmemesi veya sıkıntıların saldırı cümleleri ve eleştiriler şeklinde dile gelmesi problemlerin oluşmasına, çatışmaların ilerlemesine neden olmaktadır.

5. Negatif geçmiş yaşam tecrübeleri: Bu durumun da yaşanan çatışmalar üzerinde çok etkili olduğu söylenebilir. Gelin açısından çocukluğunda yaşadıkları, babaannesi ve annesi arasında yaşanan olumsuzluklar etkili olabildiği gibi, kayınvalide açısından da kendi kayınvalidesiyle yaşadığı olumsuzluklar gibi negatif tecrübelerin halihazırdaki ilişkiyi olumsuz etkilediği görülebilir.

Kimler yara alır?

Yukarıda vurgulandığı gibi, bu ilişki sadece gelin ve kaynana ile ilgili bir ilişki değildir. Peki öyleyse bu çatışmadan kimler etkilenir:

1. Arada kalan erkek: Erkek hem gelinin hem kayınvalidenin paylaşmakta güçlük çektiği kişidir. Dengesini kaybetmeden dengeyi sağlamak zorundadır. Bir yandan annesi, öte yandan eşi… Yani bir tarafta sorumluğunu aldığı, hayatı paylaşmak üzere söz verdiği eşi, diğer tarafta hakkını asla ödeyemeyeceği annesi vardır. Erkek, değer verdiği bu iki insanın sıkıntısını yaşar, her ikisini de kaybetmek istemez. Ama tarafları tatmin edememenin verdiği duygusal zorlanmalar nedeniyle öfke patlamaları ya da psikolojik sorunlar yaşayabilir. Onun da anlaşılmaya ihtiyacı vardır, tek çözüm noktası olarak görülmemelidir.

2. Çocuklar: Hayatı anlamlandırma çabası içinde bulunan çocuklar, çatışmanın nedenlerini anlamakta zorluk yaşarlar. Babaannelerinin ve annelerinin neyi paylaşamadıklarını anlayamazlar. Kimi zaman annelerine kimi zaman da babaannelerine kızarlar. Nasıl davranmaları gerektiğine karar veremeyebilirler. Bazen sevgi doludurlar, fakat bazen duydukları bazı ifadeler nedeniyle öfke dolu olurlar. “Sevsek mi yoksa kızsak mı?” çatışmasını yaşarlar. Bazen iki tarafı idare etmek zorunda kalmak veya bir iyi olup bir kötü olmak çocuklarda kişilik problemleri oluşturabilir.

Bu nedenle çocuklara bu sürecin yansıyacağı düşünülmeli ve onları kullanarak duygusal boşalım yaşanılmamalıdır. Çocuğa anne tarafından babaannesi, babaanne tarafından da annesi şikâyet edilmememedir. Yaşanılanların çocuğun kişiliğini etkileyeceğini unutulmamalıdır.

3. Çevre: Yukarıda vurgulandığı gibi, kişilerin topluma model olma gibi sorumlukları vardır. Bu nedenle hassas olmaları ve olumsuzluklarının çevrelerini etkileyebileceği unutulmamalıdırlar.

4. Gelin ve kayınvalide: Ve tabi bu süreçte en ziyade çatışmanın baş kahramanları, yani gelin ve kayınvalide çok daha fazla zarar göreceklerdir. Hem psikolojik anlamda yıpranacaklardır hem de aile ilişkileri anlamında sıkıntılar yaşayacaklardır.

Bu noktadan hareketle kayınvalide-gelin ilişkilerinin sadece iki kişiye değil, bütün bir topluma zarar verdiğini bilerek ona göre hareket etmeliyiz. Bütün kayınvalidelere sevgi, anlayış ve saygı dolu huzurlu bir yaşam diliyor, bu vesileyle ben de çok değerli kayınvalideme hürmet ve muhabbetlerimi gönderiyorum.

Çatışmamak için ne yapmalı?

Kayınvalide-gelin ilişki sürecinde en önemli faktörler; karşılıklı anlayış, komplekslerden sıyrılmış bir kişilik yapısı ve empati gücüdür.

Genel olarak karşılıklı anlayış ve empati kurma dışında, kişilerin iletişim çabası içinde olmaları çok önemlidir. Şöyle ki; yaşanan minik sıkıntılar ciddi problemlere dönüşmeden saygı çerçevesinde dile gelmelidir. Aksi takdirde kişilerde biriken sıkıntılar telafisi güç kavgalara ve derin öfke duygularına neden olabilmektedir.

Bunun dışında, bu yeni yuva henüz kurulmadan kişiler dışarıdan gelen yönlendirici konuşmalara karşı kendilerini kapamalı ve ön yargılarla evlilik süreci başlatılmamalıdır. Kurulan bu yeni yuvanın aile ilişkileriyle güçleneceğini, ancak aynı zamanda bağımsız bir aile yuvası olduğu unutulmamalıdır. Genel olarak yapılması ve düşünülmesi gereken bu noktalar dışında, ilişkilerin sağlıklı seyri için her üç tarafın da yapması gerekenler vardır.

Kayınvalidelerin dikkatine

- Gelininiz başka bir ailede yetişmiş, farklı kişilik özelliklerine sahip olsa da son derece normal olan bir bireydir. Evlilik sonrası hemen aile ortamınıza ayak uyduramayabilir.

- Sahip olmanız gereken genel anlayış şudur: “Ben oğlumu doğurmuş olabilirim, ama o benim sahip olduğun bir mal değil. Dolayısıyla eşi de benim sahip olmam gereken bir nesne değil. Oğlum bana emaneten verilmiş, yetiştirmekle mükellef olduğum ve varlığından mutlu olduğum bir bireydir.”

Yani hiçbir anne çocuğunun sahibi değildir ki kaybetmiş olsun.

- Oğlunuz bir yetişkindir, kendini ifade edebilir, bir sıkıntısı olduğunda kendini koruyabilir. Sizin oğlunuzu eşine veya eşinin ailesine karşı korumanıza gerek yok.

- Gelininizi kızınız gibi görmeli, onun da hatalarının ve acemiliklerinin olabileceğini unutmamalısınız.

- Oğlunuzun ayrı bir aile hayatının olduğunu kabul etmeli, onlar ihtiyaç hissetmedikçe müdahale etmemelisiniz. Unutmayın, problemlerini tecrübe kazanarak çözmeleri evliliklerinin güçlenmesine neden olacaktır.

- Gelininize güvenmeli ve bunu ona hissettirmelisiniz. Burada hem annelik rolüne, hem ev hanımlığı rolüne ve hem de eş olma rolüne güvendiğinizi yapıcı cümlelerle gelininize ifade etmelisiniz.

- Gelininizde gözlemlediğiniz yanlışları yapıcı bir biçimde kendisiyle baş başa konuşmalısınız. Kesinlikle oğlunuza gelininizi şikâyet etmemelisiniz.

- Gelininize dönük sıcak hitaplarınız olmalıdır.

Gelinlerin dikkatine

- Eşinizin annesi elbette sizin öz anneniz değil, onu tamamen öz anneniz yerine koymanıza gerek yok. Ancak hem anne ve daha da önemlisi eşinizin annesi olması itibariyle her türlü hürmeti hak ettiğini unutmayın.

- Beklentilerinizi şekillendirirken öz annenizden beklediklerinizin tamamını beklemek yerine kayınvalidenizi olduğu gibi kabul etmeli ve aile yapılarınızın farklılığına bağlı olarak beklentilerinizi şekillendirmelisiniz.

- “Eşim benim hayat arkadaşım olduğu gibi annesinin rızasını kazanmak zorunda olan bir evlat” anlayışına da sahip olmalısınız.

- Saygın ve sevgi dolu hitaplarınız olmalı.

- Eşinizin annesiyle sıcak bir bağının olabileceğini kabul etmeli, bundan dolayı eşinizi ve kayınvalidenizi suçlamamalısınız.

- Kendinizi kayınvalidenizle kıyaslamamalısınız. Rolleriniz çok farklı. Her ikiniz de kendi konumunda birincisiniz. Eşinizin sizi kıyasladığını düşünürseniz, bu konuda rahat olduğunuzu ve annesini kıskanmadığınızı hissettirmelisiniz.

- Kayınvalideniz ile yaşadığınız olumsuzluklar evliliğinize olumsuz yansıyabileceği gibi, ilişkilerinizin olumlu olması da evliliğinizi daha da güçlendirecektir.

- Kuşak çatışması yaşayabilirsiniz. Anlayışlı olmalısınız.

- “Sadece eşim için değil, bu benim insani görevim.” anlayışıyla da kayınvalidenize olumlu davranmalısınız.

Arada kaldığını düşünen beylerin dikkatine

- Eşinizi ve annenizi kesinlikle birbirleriyle kıyaslamayın.

- Her ikisine değer verdiğinizi hissettirin.

- Size yaşadıkları sıkıntıları aktardıklarında hakem olmak zorunda değilsiniz, ancak hakkaniyetli davranmalısınız.

- Sorun yaşayan ister anneniz olsun, isterse de eşiniz, anlaşılmaya ihtiyaçlarının olduğunu unutmamalısınız. Haklı olduklarını düşünmüyorsanız bile önce anladığınızı hissettirmeli, akabinde fikrinizi taraf tutmaksızın dile getirmelisiniz.

- Birilerinin gıyabında konuşulan olumlu ifadeleri paylaşmalısınız. Ancak birbirleriyle ilgili konuşulan olumsuz cümleler varsa, asla bunu karşı tarafa aktarmamalısınız. “Anne ben size gelmek istiyorum, ama gelininiz istemiyor.” gibi laf taşımalar ilişkileri çok yıpratır.

- Rollerinizi karıştırmamalısınız, annenizin yanında evlat gibi durmalı, saygıda kusur etmemelisiniz; eşinizin yanında ise eş gibi olmalı ve eşinize sahip çıkmalısınız.

- Yeni kurduğunuz ailenin reisi sizsiniz. Sorumluluklarınızın farkında olmalı ve aile mahremiyetine özen göstermelisiniz.




Yazar :
Moral Dünyasından
Kategori :
Kayın Aile ve Gelin
Okunma Sayısı
8,331

Makaleler Yorum ve İçerikler