Postmodern bir dönem biterken…

necaticetin | Çrş, 08/02/2017 - 15:27 | Makale
Toplumsal Hayat
594
Postmodern bir dönem biterken…
Necati Kağan Çetin
 
 
 
Ruh kalesini yeniden inşa edelim. Tarihin en zalim zelzelesiyle yerle bir olmuş gerçek medeniyet sitesinin yeniden kurulmasına taş taşıyalım. İnsanlığın, fizikötesinden başlayarak her plandaki depreminin sebep olduğu yıkılışları onarmasında elimizden geldiğince bir katkıda bulunalım. Yıkıcılığın değil, yapıcılığın adamı olalım. Cezbemiz, şuurumuz, kötülük izinde değil, gerçek medeniyetin dirilişi doğrultusunda olsun.
                                                                   Sezai Karakoç
 
 
 
Geçmişe kıyasla daha mı medeniyiz?
Kişi başına düşen gelir artmış. Bilgiye erişim imkânları çoğalmış. Şehirler modernleşmiş. Sağlık yatırımları, harcamaları fazlalaşmış. Üretim, yatırım, eğitim, endüstrileşme, uydu-iletişim araç gereçleri yeryüzünün her noktasına ulaşmış.
Evet maddi anlamda epey mesafe almışız.
Bu saydıklarımızın hepsi araç.
Araçlar konusunda hatırı sayılır bir yerlere geldik.
Ya insani anlamda ne haldeyiz?
Engelliler, özürlüler, yetimler için ne yaptık?
Öksüzler, fakirler, hastalar, ihtiyarlar için ne yapıyoruz?
Biçareler, sesini asla yükseltmeyen kimsesizler, musibetzedeler ne durumda?
Amaçlar, hedefler, idealler bakımından hangi seviyedeyiz?
Evet, hakiki medeniyet göstergesi bunlar:
Yetimlere, öksüzlere, kimsesizlere, fakirlere, çaresiz durumdakilere bakış açımız.
Onlar için gösterdiğimiz gayretler, göze aldığımız fedakârlıklar.
Sabahtan akşama laboratuvardan çıkmayıp, bilim ve teknolojide yeni adımlar atmış olabilirsin. Ar-Ge ve inovasyonda dünyada ilk sıralarda olabilirsin.
Maddi yönden bütün kriterlerde dünyanın en iyisi de olabilirsin.
Hiçbir anlam ifade etmez.
Postmodern neoliberal kapitalizmin zirvelerinde dolaşan bir Batı Uygarlığı var karşımızda.
Farklılıkları törpüleyen, küreselleşmeyi her ülkeye yayan bir uygarlık…
Batı Uygarlığı, kendisine umut bağlayan herkesin umudunu boşa çıkardı.
Araçları amaç haline getirdiler.
Özgürlük, demokrasi, evrensel değerler… ABD ve Avrupa’nın bütün söylemleri çöpe gitti.
İnandırıcılıkları kalmadı.
Batı’nın uygarlıktan anladığı, güçlü olanın haklı olduğu, zayıfın ezilip elendiği bir uygarlık.
Güçlü olan hayatta kalırmış, zayıflar elenirmiş.
Buna da “Tabii Seleksiyon” diyorlar.
Önce lafa bakarlar laf mı diye… Sonra da söyleyene bakarlar adam mı diye…
İşin en garip tarafı da bizdeki celladına aşık, kendisi aydınlanmaya muhtaç zavallılar…
Kendi insanına, kendi manevi değerlerine nefretle bakanlar…
Son 80-90 yılda ibret ve dehşet verici biçimde değişip dönüşenler…
Oysa Batı Uygarlığı’na şöyle alıcı gözlerle bir baksalar anlayacaklar.
Seküler maskelerin arkasında İslam düşmanlığı olduğunu görecekler.
Ama nafile…
Anlamak istemiyorlar, görmek istemiyorlar…
Bizdeki bazıları, Batı Uygarlığı’nın gönüllü köleleri.
Halbuki Batı’nın en seçme isimlerine baksalar gerçeği çok net görebilirler.
Batı, çok büyük bir anlam krizi yaşıyor. Anlam krizinden çıkmak istiyor, çıkamıyor…
ABD, aileyi, gençliği yitirdi. Tekrar kazanmak istiyor, kazanamıyor.
Avrupa, inancını, maneviyatını, ahlakını, değerlerini kaybetti. Yeniden canlandırmak istiyor. Canlandıramıyor…
Batı, bütün değerlerini sekülerizme, pozitivizme, laikçiliğe feda etti.
Şimdi ellerinde kala kala hiçbir şeye inanmayan, hayata anlamsız ve amaçsız gözlerle bakan, benmerkezci ve çökmüş bir nüfus kaldı.
Nüfusları azalıyor…
Geleceğe dair ümitleri yok…
Tek bildikleri vahşi rekabet, silahlanma yarışı, tüketim çılgınlığı!
İslam dünyasının yeniden ayağa kalkışına öfkeleniyorlar.
Müslümanların sayısının her geçen gün katlanarak artışını hazmedemiyorlar.
İslam Birliği’ne giden yolların açıldığının farkındalar…
Gerçek medeniyetin insani değerlerde, manevi değerlerde yükselmek olduğunu bal gibi biliyorlar.
Bütün bunları biliyorlar da ne oluyor?
İşlerine gelmiyor…
Kendi kibirlerine yenik düşmüşler…
Sahipsiz bir insan ve kâinat tasavvurları var…
İnsana, hayata ve dünyaya, anlamsız, amaçsız, boş gözlerle bakıyorlar.
Batı, bütün kavram ve kurumlarıyla can çekişiyor…
ABD, tıpkı bir kadavrayı andırıyor…
Avrupa sekerat halinde…
Kiliseler boşalmış, terkedilmiş…
Batı’da intihar oranları her yıl katlanarak artıyor…
Marksist Söylem para etmiyor… Darwinizm’e kendileri de inanmıyor…
Aradıkları ümit ışığı faiz-döviz-borsa üçgeninde yok.
Ellerinde avuçlarında kalan tek tük yeni nesilleri ise İslamiyet’in ve Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (asm) nuruna sevdalanmış…
 
KAYNAK: bizimsemaver.com



Yazar :

Kategori :
Toplumsal Hayat
Okunma Sayısı
594