UZUN EVLİLİĞİN SIRRI

necaticetin | Çrş, 07/11/2018 - 07:50 | Makale
Evlilik
144

UZUN EVLİLİĞİN SIRRI

Nergiz Tuba ÇAĞIL

 

Bir yanda geçmişin yıllar süren evlilikleri…

Diğer yanda günümüzün artan boşanma oranları…

Birkaç gündür sosyal medyada yapılan “uzun evliliğin sırrı” konulu paylaşım üzerine düşünüyorum.

Yazının özeti şöyle diyebiliriz:

“Uzun evlilik istiyorsanız, görmeyin, duymayın, konuşmayın.”

Haklılık payı var muhakkak. Fakat, şunu düşünmeden edemiyorum:

Bizim ninelerimiz, dedelerimiz kaç yıldır evliler(di)? Ve onların evlilikleri nasıl(dı)?

Acaba bu yazıyı okuyan kaç kişinin ninesi/dedesi boşanmıştır?

Kulağa ne kadar gülünç geliyor değil mi? Boşanan nine/dede!..

Peki neden boşanmıyorlardı?

Hep mi mutlulardı?

Hiç mi sorunlu çiftler yoktu?

Dayak yiyen yok muydu mesela?

Ya da tacize, istismara uğrayan?

Peki aldatılan, ihanet edilen?

Misal, eşi alkol/madde bağımlısı olan?

Sözüm ona, kırk yıllık evliliklerinin sırrı, “görmeyen, duymayan, konuşmayan” kadın mıydı?

“Kadın” kelimesinin altını çizelim. K A D I N. Bakın, evliliğin sırrı, eşinizin “görmemesi, duymaması, konuşmaması” değil; kadının görmemesi, duymaması, konuşmaması.

Burada, yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için bir parantez açmak istiyorum.

Zamanın feministleri gibi, “Kadının gücüüüğğ!..” diye naralar atan, “Kadın olmak süperdir!” gibi cümlelerle, hemcinslerinin, karşı cinsten “güzel ya da güçlü” olduğunu düşünenlerden değilim.

Ben her iki cinsiyetin, yaratılış itibariyle, “kendine has” güçlü ve zayıf yanları olduğunu düşünenlerdenim.

Yani “Vay efendim! Kadın, en az erkek kadar güçlüdür. Veya bir erkek bir kadının eline falan konuda su dökemez! Onun zekâsı ötekini döver…” gibi mukayeselerin ancak magazinsel değerinin olduğunu, günlük hayatta her iki cinse de fayda sağlamadığını düşünüyorum.

Fakat, “Uzun evliliğin sırrı, kadının duymaması, görmemesi, konuşmamasıdır.” mesajını veren zihniyete üç tane sorum var:

Soru 1:-özellikle de kadın- görmeyince, duymayınca, konuşmayınca evlilikteki sorunlar ortadan kalkıyor mu?

Soru 2: Eğer sorun ortadan kalkmıyorsa, istismara uğrayan, dayak yiyen, taciz edilen, aldatılan “kadınlarımız, ninelerimiz mutlulardı” diyebilir miyiz?

Soru 3: Yaşadığımız imtihan dünyasında, ninelerimiz/dedelerimiz de bugün bizimle, dünyadaki diğer eşler gibi ağır imtihanlar geçirdilerse, evlilikleri nasıl bu kadar uzun sürdü?

***

“Görme, duyma, konuşma” diyen büyüklerimin ellerinden öpüyorum.

Muhtemeldir ki onlar, küçük sorunları görmezden gelmenin, eşlerimizle olan ilişkimizi iyileştirici gücünü hatırlatıyorlardır.

Ancak, dünyanın herhangi bir yerinde, birçok insana göre hafif gibi görünen imtihanların, yüreğinde batmanlarca ağırlığını taşıyan kardeşlerime diyorum ki,

Görün! Duyun! Konuşun!

Çünkü eşimizle, çocuğumuzla, akrabalarımızla ya da arkadaşlarımızla yaşadığımız imtihanlar usulünce “görmeden, duymadan, konuşmadan” geçmeyecek, çözülmeyecek!..

Çünkü, kainattaki tüm yaratılmışların arasında, konuşma istidadına sahip olan sadece biziz!

Bu arada, yukarıda sorduğum soruları cevaplamayacağım. Bazen, doğru soruları sormak, doğru bilgiye ulaşmaktan daha efdaldir…




Yazar :

Kategori :
Evlilik
Okunma Sayısı
144