Bebeğe yaşadığını hissettirmek için

mskose | Çrş, 16/03/2016 - 17:07 | Makale
Bebeklik
3,225
Beyin ve gelişim araştırmalarının çok kısa özeti
 
Bir bebeğin beyin yapısı, çevresinden kendi eylemlerine uyan tepkiler aldığında daha iyi gelişir. Örneğin size gülümsediğinde, siz de ona gülümsüyorsanız, bu “uyan” bir tepkidir.
 
Bebeğin bir şeyler yaparkenki coşku düzeyi, sizin tepkinizi ona hangi yoğunlukta göstereceğinizi belirler. Onun düzeyiyle karşılık vermelisiniz; örneğin, sesi alçak tonda ise, alçaktan; çığlıklar atıyorsa, yüksekten...
 
Bebeğe tepkileriniz, her zaman bebegmkıyle aynı kanaldan olmayabilir. Birçok algıyı eşzamanlı kullanarak hareket edebilirsiniz; örneğin, onun gülücüğüne hem gülerek, hem kafasını kaşıyarak tepki verdiğinizde, dokunma ve görme sistemleri arasındaki bağı kuvvetlendirmiş olursunuz.
 
Bebeği özellikle strese sokan, zorlayan uyaranlar bellidir. Örneğin, bazı yüz ifadeleri: devamlı endişeli, öfkeli, ya da kayıtsız tavırlı yüz ifadeleri bebeği kaygılandırır. Aşırı gürültü, sık yer değişiklikleri, düzensiz, kaotik ortamlar...
 
Şu dünyada rahat etmek için bebeğin tek kılavuzu ve dayanağı, anne babasıdır (ve diğer büyükler). Sizin yüz ıfadeniz ses tonunuz, dokunuş biçiminiz bebeğin bilgi kaynağıdır; nasıl bir ortamda olduğunu, nasıl davranabileceğini o ipuçlarından çıkartacaktır.
 
Hayatı etkilemek için. Bebeğin yaptıklarına uyan karşılıklar alması, onun hayat üzerinde bir etki yapabilme duygusunu kuvvetlendirir. Hangi durumlarda ne yapacağını, nasıl davranacağını öğrenmenin tek yolu budur. Örneğin, televizyon seyreden bir bebek olmanın en önemli sakıncası, bebeğin olan bitene hiçbir etki gösteremeden tam bir seyirci olmasıdır.
 
Seyirci pozisyonu, ilişkiye katılmayı frenler, ilişki için gerekli beyin sistemlerini hareketsiz kılar. Karşılıklı “uyan" davranışların birbirini izlemesi, bebeğin diğer kişinin farkına varışını artırır.
 
Kırk yaşından sonra empati kurslarında kazanamayacağı becerileri sizinle bir emzirme anında ya da uykuya dalmadan kazanabilir.
 
Bellek, bu işe yarayan davranışları kodlar ve bir kenarda saklar. Sırf bir eylem olarak değil, kendisinin de bir katkıda bulunduğu, karşısındakiyle adımlarım uydurmaya çalıştığı bir ilişki olarak.
 
Dil mekanizmaları, diğer kişiyle iletişim ihtiyacının artışıyla harekete geçer: Her şeyin bir adı vardır, durumların, duyguların adları onlan kullanabilmemizi, geçmiş deneyimimizi biriktirip, tekrar kullanabilmemizi sağlar.
 
Bilerek, fark ederek yaşadığımız durumlar, hayal gücümüzün malzemesi olur. Öylesine, adım koymaksızın, rastgele biçimde yaşadıklarımız ise, geride bir şey bırakmaksızın geçer gider.
 
Bebeğe yaşadığını hissettirmek, bizim onunla ilişkimizin temel hedefidir.

 




Yazar :
Yankı YAZGAN(Prof Dr.)
Kategori :
Bebeklik
Okunma Sayısı
3,225