Boşamazsan Hakkımı Helal Etmem

m.ali | Çrş, 27/03/2013 - 11:11 | Makale
Boşanma
4,686

Problemi dile getirmek çok kolay. Şöyle ki; anne, oğluna karısını boşaması için baskı yapıyor ve boşamadığı takdirde sütünü ve hakkını helal etmeyeceğini söylüyor. Ama bu zihniyeti anlamak ve anlatmak ise neredeyse imkânsız.

Neden? Çünkü sorunun devamında anlatıldığına göre gelin-kayınvalide geçimsizliğine rağmen eşler arasında hiçbir problem yok. Aksine aralarındaki gönül bağı tam. Birbirlerine karşı besledikleri sevgi, saygı zirvede. Hatta ortada çocukları var.

Şimdi soru şu: Annesinin böylesi bir isteği ile karşı karşıya kalan, beri taraftan da dinî değerlere alabildiğine bağlı erkek ne yapacak? Kaldığı ikilemden kurtulmak için annesini mi, ailesini mi tercih edecek?

İki ayrı açıdan ele alalım. Bir; çekirdek aile anlayışının uygulandığı günümüzde gelin-kayınvalide münasebetleri alabildiğine seyrek olmasına rağmen, geçimsizliği anlamakta zorlanıyorum. Şöyle açalım: Tarım toplumu şartlarında geniş aile yapısı hakimdi bizim hayatımıza. Köyden şehire küçük-büyük insan topluluğunun olduğu hemen her yerleşim biriminde, dede-nine, anne-baba, elti-görümce-kayınbirader ve tabii ki torunlar hep birlikte aynı çatı altında yaşıyorlardı. Bu sistem içinde gelin, kayınvalidesi ile kocasından çok daha fazla birlikte vakit geçiriyordu. Kocası ile sadece geceleri yatak odasında baş başa kalabilen gelin, gün içinde sürekli kayınvalidesi ile birlikteydi. İşte bu yakın dirsek teması fıtratların uyum veya uyumsuzluğuna bağlı olarak geçim noktasında ister-istemez birtakım sıkıntıların doğmasına sebebiyet veriyordu. Dolayısıyla bu yapıda var olan gelin-kayınvalide geçimsizliklerine mana vermekte insan zorlanmıyor.

Ama bu aile yapımız sanayi devrimi ile bozulmaya başladı. Köyden şehire başlayan göçlerle birlikte hızla değişen sosyal, ekonomik ve kültürel faktörler aile yapımızı etkiledi. Geniş aileye bedel, çekirdek aileler hakim hale geldi ve gelin-kayınvalide beraberliği asgari seviyeye çekildi. Hatta anne-baba ile birlikte aynı köy, kasaba ve şehirde yaşamayan ailelerde, gelin-kayınvalide beraberliği bayramdan bayrama, yıllık tatillere ve hususi ziyaretlere mahsus kaldı. Bu münasebet seyrekliğine rağmen var olagelen gelin-kayınvalide geçimsizliğini anlamak kolay değil.

Çocuğunun yuvasını kurup eşi ve çocukları ile mutlu olmasını istemeyen anne-babanın var olacağına inanmıyorum. O halde ilk paragraftaki örnek için de bu mutluluğu yakalamış oğlu için o anne, fedakârlık yapmalı, haklı da olsa gelinine karşı sabırlı olmalı, oğlunun mutluluğuna gölge düşürecek, geçimsizliğe medar olacak tavır ve davranışlardan kaçınmalıdır. Kendi döneminin anlayışında bir gelin beklentisi içine girmemelidir. Değişen sosyo-ekonomik şartları, bu şartların dönüştürücü etkisini, kültürel etkileşimi, eğitim faktörünü bir bütün halinde mütalaa etmeli ve maziyi aynıyla yaşam özleminden vazgeçmelidir.

Dinî açıdan ise; anne-baba hakkının yeri malum. Allah hakkından sonra öncelik verilmesi gereken hak sahipleri elbette anne-baba. "Öf" bile dememe emri bunu anlatıyor. Ama bu durum gelini ile şu veya bu, haklı veya haksız sebeplerle geçimsizlik içine düşen annenin oğluna boşanma baskısını haklı kılmaz. Aksine uhrevi mesuliyeti mucip bir davranıştır bu. Her şeyin kılı kırk yararcasına hesabının verileceği ahirette Allah bunun sebebini o anneye sorar. İslam ahlakının bizlere talim buyurduğu ölçülere riayet, bu türlü problemlerin kökünün kazınmasına vesile olacak en etkili yoldur. Büyükler büyüklüklerini, küçükler de küçüklüklerini bilecek.

Hasılı; Efendimiz (sas)'in beyanıyla Allah'ın gadab ettiği helal olan boşamanın meşru sebepleri olmalıdır, olmak zorundadır. Annenin geliniyle geçimsizliğini öne sürerek oğluna "karını boşa" demesi, İslam'daki meşru boşa/n/ma sebepleri arasında değildir.

Gördüğünüz gibi toplumumuzda türkü ve manilere, şiir ve hikâyelere, Yeşilçam filmleri ile TV dizilerine konu olan gelin-kayınvalide geçimsizliği hızını kesse de maalesef yoluna devam ediyor.




Yazar :

Kategori :
Boşanma
Okunma Sayısı
4,686