Ergenlerle İletişim Kılavuzu

m.ali | Çrş, 06/03/2013 - 11:34 | Makale
Mehmet Teber
Ergenlik
4,200

Ergenlik döneminde anne-babaları en çok zorlayan konulardan biri ergenle iletişim kuramamaktır. Ergenin yanlış davranışlarını fark eden ve bunu düzeltmek için adım atan anne-baba, ya büyük bir tepkiyle ya da umursamazlıkla karşılaşır. Ergenin bu vurdumduymazlığı ya da saygısızlığı anne-babayı çileden çıkarır ve ergenle olan ipler hızlı bir şekilde kopuverir.

Ergenle iletişim kurmak biraz zor, biraz da kolaydır. Aslında tek yapılması gereken, onunla çocukken kurduğunuz iletişimi ergenlikte bırakıp yeni iletişim modeline geçmek. Bunun adı da “Arkadaşça yaklaşım ki” bu, dolaylı iletişim kurmayı, dışarıda iletişim kurmayı, kısa ve öz olmayı, çözüm odaklı olmayı ve kararı ona bırakmayı gerektiriyor.

Anne-babalar ergenlerle sağlıklı iletişim kurabilmek için şu adımları takip etmelidir:

Birinci Adım: Şunu bilin ki, o artık çocuk değil!..

Çoğu anne-baba 3-5 yaşındaki çocuğunu terbiye ederken kullandığı yaklaşımları ergenliğe giren evladında da dener. Yani çocuk büyüyüp yetişkinliğe adım atmıştır, ama anne-babanın iletişim yöntemi değişmemiştir. “Geç çabuk odana!”, “Git ellerini yıka!” tarzındaki emrivaki cümleler, çocuklar için sonuç verebilir. Çünkü çocuk karşısında güçsüz olduğu anne-babasının iradesine boyun eğer. Ergen ise bu cümleleri bir hakaret olarak algılar ve anne-babasıyla olan iletişimini zayıflatır.

Bu nedenle ergenlere yaklaşırken, onların artık bir çocuk olmadığını bilip, emirvari, buyurgan, azarlayıcı yaklaşımı terk etmek gerekir. Masası dağınık olan bir arkadaşınıza “Ne pasaklı adamsın.” diyemediğiniz gibi, bir ergene de bu cümleyi kullanamazsınız. Arkadaşınıza “Git içeri biraz kitap oku.” emrini veremeyeceğiniz gibi ergene de vermemelisiniz. Arkadaşınızla nasıl muhatap oluyorsanız, onu yanlışlardan nasıl alıkoymaya çalışıyorsanız, aynı yöntemi ergenliğe giren çocuğunuz için de kullanmalısınız.

Hz. Ali’ye atfedilen bir söz ergenlere yaklaşımı özetliyor aslında:

“7 yaşına kadar çocuklarınızla oynayın, 14 yaşına kadar onlara arkadaşlık edin, sonrasında ise onlarla istişare edin.”

Ergenlik dönemi, çocuklara arkadaşça yaklaşılması gereken bir dönem kısacası. Anne-baba olarak onların arkadaşı olmamıza gerek yok, ancak yaklaşımımız arkadaşça olabilir. Yani bir arkadaşımıza yaklaşır gibi.

İkinci Adım: Dolaylı yöntem kullanın

Ergenlik dönemine gelen çocuklarda anne-babaya karşı doğal bir tepki oluşur. Anne-babanın pek doğru düşünmediği, eski yaklaşımlarla olayları değerlendirdiği düşüncesi hâkim olur. Bu nedenle anne-babadan gelen fikirler doğru da olsa bir tepkiyle karşılaşır. Bu davranışıyla genç “Ben sizin kopyanız olmayacağım, kendi kişiliğimi kendim inşa edeceğim.” der. Bu nedenle anne-babalar ergenlerde gördüğü kusurları düzeltirken, ona direkt müdahale etmek yerine, ergenin sevdiği biri aracılığıyla müdahale etse daha doğru olur. Ders çalışmayan ergeni direkt uyarmak yerine, sevdiği kendisinden büyük olan bir akraba, üniversite abisi, öğretmenle ona çeşitli mesajları ulaştırmak daha doğru olacaktır. Aynı şeyi onlar söylediğinde ergen üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır.

Dolaylı yöntem olarak çevredeki insanlardan istifade edebileceğimiz gibi, dergilerden, kitaplardan, ailecek izleyebileceğiniz sizin istediğiniz mesajları veren bir filmden de istifade edebilirsiniz. Örneğin "ders çalış" demek yerine başarı konusunu ele alan bir dergiye abone olup ergenin göreceği yerlere bırakabilirsiniz. Ya da önemli bir gününde ona bu konuyla ilgili bir kitap hediye edebilirsiniz.

Üçüncü Adım: Ayaküstü sorunları çözmekten vazgeçin

Geleneksel aile yapımızda ergenlerle yaşanan sorunlar ayaküstü çözülmeye çalışılır. Anne sofrayı kaldırırken ya da bir odadan diğerine geçerken ergene laf atar. Yanlışını yüzüne vurur. Baba kendi TV izlerken ergenin kusurlarını yüzüne vurur. Bizde şöyle sorunların karşılıklı oturup konuşulduğu pek nadirdir. Bir baba ergeni karşısına alıp tane tane ne beklediğini, niçin endişelendiğini anlatmaz. Laf arasında, aklına geldiğinde laf çakar geçer.

Hâlbuki ergenler artık muhatap alabileceğimiz yaşa gelmişlerdir. Önemli sorunlarda onları güzelce karşımıza almalı, tüm dikkatimizi ona vererek ne beklediğimizi açık bir dille, emrivaki olmadan belirtmemiz daha güzel olur. Hatta önemli konulardaki bu konuşmaların ev dışı bir ortamda yapılması daha makuldür. Sokakta arkadaşları ile sigara içtiğini gördüğünüz evladınıza, akşam ayaküstü “İç bakalım iç, seninle hesaplaşacağız.” demek yerine, onu alıp dışarı çıkmak, çay-kahve içerken konuyu ele almak daha sağlıklı ve çözüm odaklı olacaktır.

Dördüncü Adım: Kısa ve öz olun

Ergenlerle yapılan sorun odaklı görüşmelerde, ilk adım olarak dolaylı yöntem kullanmak gerektiğinden bahsettik. Eğer bizim görüşmemiz gereken bir konuysa bu konuyu ayaküstü değil de, dışarıda bir mekânda yapmanın daha verimli olacağına değindik. Dışarıda yaptığımız bu konuşmada dikkat etmemiz gereken bir konu da kısa ve öz olmaktır. Uzayan nasihatler, bitmeyen açıklamalar bir ergeni sıkar ve bunaltır ve genelde sonuç da alamazsınız. Bu nedenle konuşmalarınızın kısa ve öz olmasına dikkat edin. Beş dakikayı geçen bir konuşma amacından sapmış demektir. Karşılıklı diyalog şeklinde olursa konuşma uzayabilir, ancak monolog şeklinde sadece siz konuşuyorsanız, bu beş dakika sınırı hep aklınızda olmalıdır.

Beşinci Adım: Çözüm odaklı olun

Bazı insanlar iletişim kurarken soruna odaklanırlar, bazıları ise çözüme. Ergenlerle kurulan iletişimde çözüm odaklı olmak esastır. Diyelim ki ergen ders çalışmıyor. Dışarı çıktınız, karşınıza aldınız. “Neden ders çalışmıyorsun, bu gidişle sınıfta kalacaksın?” diye soruna odaklanmak yerine, “Ders çalışmanı engelleyen ne, ne olsaydı daha çok ders çalışırdın, sence ders çalışmanı arttırmak için neler yapmamız lazım?” gibi çözüme odaklanan cümleler kurmak daha makul olacaktır.

Altıncı Adım: Kararı bırakın o versin

Ergenle çözüm odaklı konuşup çözüm yollarını onun sunmasını bekledikten sonra, birkaç çözüm önerisi de siz ekleyebilirsiniz. Sonrasında bu çözüm önerilerinden hangisinin kullanılacağını ona bırakın. Sıkıntılı durumu nasıl çözeceğine bırakın o karar versin. Onun kararı ilk etapta size makul gelmese bile ses çıkarmayın. İki hafta uygulayıp sonucu gözlemleyin. Sonrasında çözüme ulaşamazsanız yeniden yeni çözüm önerileri için konuşabilirsiniz.




Yazar :
Mehmet Teber
Kategori :
Ergenlik
Okunma Sayısı
4,200